...MİLLİ MESELELER
Vatanın dört bir köşesinde; Hakkâri'de, Irak ve Suriye sınırında şehit düşen askerlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyoruz. Kanımız aksa da zafer İslâm'ındır!

MİLLÎ BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZE KAST EDEN BÜTÜN ELLER KIRILMALIDIR

  • "Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklâl ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar!" (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk)
  • "Bir millet sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez." (Atatürk)
  • "Millî hedef belli olmuştur; ona ulaşacak yolları bulmak zor değildir. Önemli olan, çetin olan o yollar üzerinde çalışmaktır. Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz; yalnız tek şeye çok ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak! Toplumsal hastalıklarımızı incelersek temel olarak bundan başka, bundan önemli bir hastalık keşfedemeyiz; hastalık budur. O halde ilk işimiz, bu hastalığı esaslı bir şekilde tedavi etmektir; milleti çalışkan yapmaktır. Servet ve onun doğal sonucu olan refah ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır." (Atatürk)
  • "Türkiye'nin yükselişi ithal fikirlerle olamaz! Hiçbir yabancı, Türkün menfaatlerini Türk milletinin kendisi kadar düşünemez!" (Alparslan TÜRKEŞ)
  • "Toprak bütünlüğümüzü, devletimizin ve milletimizin bölünmezliğini hedef alan hâinlere karşı Türk milleti olarak ayağa kalkmalıyız!" (Alparslan TÜRKEŞ)
  • “Türk milletinin uyanması lâzımdır! Bütün gayrı millîler (Türk olmayan unsurlar) köşeleri-bucakları kapmışlar, birbirlerini koruyorlar, birbirlerine sahip çıkıyorlar. Memleketin idâresini ellerine almışlar! Hakiki Türkler ise, önceki imparatorluğun verdiği rehâvet (gevşeklik) ve şöhret ile hâlâ eski kafadalar! Gayet mütevâzi bir vaziyette hayatlarından memnunlar! Ama uyanmaları lâzım! Çünkü elde ne imparatorluk kaldı, ne de eski hâkimiyet! Elde bir avuç toprak kaldı! Uyanmalı, gözünü açmalı ve memleketin önemli noktalarına gelmelidirler! Dinine, vatanına, milletine, ırzına ve nâmusuna sahip çıkmalıdırlar! Kendi, kendine sahip çıkıp; kendisi, kendisini idâre etmelidir! Bu memlekette söz sahibi kendisi olmalıdır!” (Mehmet Feyzi Efendi)
  • “Vatan şarttır. Vatanı korumak; ırzını, namusunu ve dinini muhâfaza etmektir. Çünkü bunlar, vatanla muhâfaza olunur. Vatana hürmet, şühedâya, ecdâda hürmettir. Her günâh, her suç bağışlanabilir; ama vatana ihânet suçu başka! Vatana ihânet, nesilden nesle, batından batına intikâl eder.” (Mehmet Feyzi Efendi)
  • “Milliyetimiz gelişirse, İslâmiyet gelişir...” “...Her millet evvelâ kendi millî bünyesini ıslâh etmeli; sonra İslâm milletleri el ele vermeli. Çünkü, kendi başına ayakta duramayan kimseler, el ele verince daha çabuk yıkılırlar ve düşerler!” (Mehmet Feyzi Efendi)
  • "Hiç kimse bedenini kemiren ve onu yok etmeye çalışan mikroplara karşı, onları yok etmek veya tesirsiz hale getirmek için yaptığı mücadeleden ötürü ayıplanamaz ve kınanamaz. Tam tersine bedenini korumak ve kollamak için herhangi bir çalışma yapmadığı zaman ayıplanır ve kınanır. Aynen öyle de yurduna, milletine, mukaddesatına ve töresine yapılan saldırılara ve imha hareketlerine karşı da aynı duyarlılıkla çağın gerektirdiği silahlarla karşı koyma ve tesirsiz hale getirme faaliyetleri yüzünden hiçbir millet ayıplanamaz ve kınanamaz. Tam aksine adı geçen değerler uğruna ilgili türden düşmanlara karşı mücâhede ve mücâdele etmemek ayıptır; bırak ayıbı, böylesine bir vurdumduymazlık ihanettir. Yüce Rabbimiz bizleri böyle bir ayıptan ve böylesine bir ihanetten muhâfaza buyursun, âmîn!" (Musa Özdağ)

BEKİR TATLI

“Türk-İslâm Davasının Büyük Mütefekkiri Mehmet Feyzî Efendi (ö. 1989) ve Türk Dünyasına Birlik Reçetesi: İslâmiyet Ruhumuz, Türklük Bedenimizdir”

"...Mehmet Feyzi Efendi’de dînî ve millî kimlik birleşmiş, adeta ayrılmaz bir bütün teşkil etmiştir. Onun bu kimliğinin tabii bir neticesi olarak kendisi, Türk ve İslâm dünyasının problemlerine de bir bütün halinde bakmış; dinî ve millî değerlerin birlikte yaşatılması gerektiğini hayatı boyunca ısrarla dile getirmiştir. Onun tespitlerine göre “mefâhir-i dîniyye, mefâhir-i milliyye ve sadâkat-i vataniyye” denilen üç değere birden sahip çıkılması gerekmektedir. Yani dinî değerlere, millî değerlere ve vatana birlikte sahip çıkarak, bu üçlünün ayrılmasına aslâ müsaade edilmemelidir.Çünkü bu üçü bir arada oldukça onulmayacak, tedavi edilmeyecek
hiçbir yara ve hastalık yoktur. Bu demektir ki, bugün karşı karşıya kaldığımız problemlerin ana sebebi, “üçlü sac ayağı” diyebileceğimiz “din, milliyet ve vatan” ile ilgili konularda gösterdiğimiz zaaf ile bunların parçalanması ve adeta birbirlerine düşman gibi gösterilmesidir..." Yazının devamı için tıklayın