![]() |
![]() |
|
|
|
Kurbanın Anlamı ve Dini Hükmü Nedir?
Kurban Kesmek Yerine Sadaka Vermekle Bu İbadet Yerine Getirilmiş Olur mu?
Yolcunun Kurban Kesmesi Gerekir mi?
Kurban Olarak Kesilebilecek Hayvanlar Hangileridir? Bunlarda Aranan Şartlar Nelerdir?
Kurbanlık Hayvanlardan Hangileri Ortak Olarak Kesilebilir?
Kurban Keserken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kurbanlıkların Bayıltılarak Kesilmesi
Kurban Eti Nasıl Değerlendirilir?
Adak Kurbanının Etinden Kimler Yiyebilir
Vekalet Yoluyla Kurban Kesilebilir mi?
Kuyruksuz Koyunlar Kurban Edilebilir mi?
Hac Kurbanları Türkiye'de Kestirilebiir mi?
Sözlükte yaklaşmak, Allâh’a yakınlaşmaya
vesile olan şey anlamlarına gelen kurbân, dinî bir terim olarak,
ibâdet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi
ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban Bayramında kesilen kurbana udhiye,
hacda kesilen kurbana ise hedy denir. Başa Dön
Kurban; Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına
ermek niyetiyle kesilen hayvan demektir. Akıllı, hür, mukim ve dini ölçülere
göre zengin sayılan mümin, ilâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle
hem Cenab-ı Hakka, hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban
kesemeyenlere yardımda bulunarak halka yaklaşmaktadır.
Görüldüğü gibi bu bayramın ruhunda Hakka
yakınlık ve halka fedakarlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban; -fıkhi hükmü
ne olursa olsun- Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan
ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dini hayatında
önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde
Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir. Diğer taraftan kurban,
insanın nefsani arzularını ve sufli duygularını boğazladığının da bir işaretidir.
İlahî dinlerin sonuncusu olan İslam; ferdi,
ruhi-derûni hikmetlere ve insanî erdemlere ulaştırmayı öngörürken; toplumlar
için, birleştirici ve bütünleştirici bazı emir ve uygulamaları da getirip müesseseleştirmiştir.
İslam dininin bu üstün özelliği, zekat, hac ve kurban gibi sosyal boyutlu malî
ibadetlerde, daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ibadetler, asırlardan
beri bütün Müslüman toplumlarda, genel esasları ve özü hiç bir değişikliğe ve
müdahaleye uğramadan devam etmiş ve yeni nesillere intikal ettirilmiştir.
Başa Dön
Kurban ibadeti, kurbanlık hayvanı kesmek
suretiyle yerine getirilir. Bunun için kurban bayramında kesilen kurbanı
veya adak kurbanını kesmek yerine, parasını fakirlere vermekle bu ibadet yerine
getirilmiş olmaz.
Mezheplerin çoğuna göre udhiyye kurbanının
hükmü sünnettir. Hanefi fıkhında tercih edilen görüş ise, kurbanın vacip olduğudur.
Ancak bir ibadetin farz olmayışı, onu ibadet olmaktan çıkarmayacağı gibi, şeklinin
de değiştirilmesini gerektirmez. İbadetlerin; şekil, şart ve rükünleri olduğu
gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu özelliklerin
birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir.
Din, felsefi bir doktrin değildir. Dini
hükümlerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni meselelerde, teşri amaç ve şartlarına
aykırı olmayacak şekilde yeni düzenlemeler getirilmesi, her ne kadar caiz ise
de; ibadetlerin eda edilişini ve sahih olma şartlarını ortadan kaldırarak indi,
keyfi ve nefsani istekler doğrultusunda değişiklikler yapılamaz. İslam Dini’ndeki,
hatta diğer ilahi ve semavi dinlerdeki kurban ibadetini, ilkel dinlerdeki anlayışlarla
ve uygulamalarla karıştırmak büyük bir yanlışlıktır.
Kurban ibadetinin dini delillerinin Kur’an-ı
Kerim’de bulunmadığını iddia etmek ve Allah’ın bu çeşit bir buyruğunun olmadığını
ileri sürmek de doğru değildir. Zira Saffat Suresinde (Ayet: 107); Hz.İbrahim’in
oğlu Hz.İsmail’in yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye (kurban)
olarak verildiği açıkça bildirilmektedir. Ayrıca diğer bazı ayetlerde de kurban
ibadeti ile ilgili nasslar mevcuttur:
“... Kendilerine
rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını
ansınlar. Işte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.”(Hacc
Süresi, 28)
“Her ümmet için,
Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O’nun
adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.” (Hacc Suresi; 34)
“Biz büyükbaş
hayvanları da sizin için Allah’ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık.
Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar ayakları üzerine sıralanmış halde dururken
üzerlerine Allah’ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yanları yere yaslandığı
zaman da onlardan yiyin, isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. İşte
biz, şükredesiniz diye o hayvanları sizin emrinize verdik.” (Hacc Süresi,
36)
“Bu hayvanların
ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır: Allah’a ulaşacak olan ancak,
sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hacc
Suresi; 37)
Bu ayetlerde zikredilen hayvan kesiminin,
et ihtiyacı temini için kesilen hayvanlar olmadığı, bunların ibadet amaçlı birer
uygulama oldukları gayet açıktır. Et ve kanların Allah’a ulaşamayacağının, asıl
olanın ihlas ve takva olduğunun bizzat ayetin nazmında yer alması bunu ispat
etmektedir. Allah’ın, kurbanın etine ihtiyacı olmadığına göre, hayvanın kesilmesi
yerine nakdi tutarının ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasının daha uygun olacağı
görüşünü bu ifadelerden çıkarmak doğru değildir.
Fıkhi hükmü ister vacip, ister sünnet
olsun; kurban ibadetinin ancak kurban olacak hayvanın usulüne uygun olarak kesilerek
yerine getirileceği kesindir. Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti
yerine getirilmiş olmaz.
Allâh Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle,
karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak
da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Zaruret derecesinde ihtiyaç
içerisinde bulunan kimseye yardım etmek dinimizde farz kabul edilmiştir. Ancak,
bu iki ibadetin birbirinin alternatifi olarak sunulması doğru değildir. Başa
Dön
Kurban kesmek, akıllı, buluğ çağına ermiş,
dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve misafir olmayan Müslüman’ın
yükümlü olduğu bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 20 miskal
(80.18 gr.) altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen
zengindir; kurban kesmesi gerekir. Hane halkı içinde, dinen zengin sayılan mükelleflerin
sayısı birden fazla ise, her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi icap eder. Kurban
kesmekle mükellef olan şahsın, satın alacağı hayvanın ücretini kredi kartıyla
ödemesi, kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez. Başa Dön
Kurbanın vacip olmasının şartlarından
biri de mükim olmaktır. Dolayısıyla seferi olanların kurban kesmeleri vacip
değildir. Ancak, kesmek isterlerse kesebilirler. Sefer halinde iken kurban kesenler;
bayram günleri içinde memleketlerine dönseler dahi yeniden kurban kesmeleri
gerekmez. Sefer halinde iken kurban kesmeyip de bayram günlerinde memleketlerine
dönenler ise kurban kesmelidirler. Başa Dön
Kurban bayramında kesilen kurbanların
(Udhiye) kesim vakti, Zilhicce ayının 10. günü (Kurban Bayramının birinci günü)
bayram namazından sonra başlar 12. günü (bayramın üçüncü günü güneşin batımı
ile sona erer.
Diğer kurbanlarda ise herhangi bir vakit
söz konusu değildir. Başa Dön
Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden
olur. Bunların dışındaki hayvanlar kurban olarak kesilemezler. Kurban olabilmesi
için, kurbanlık hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Bu da, deve
5; sığır ve manda 2; koyun ve keçi 1 yaşını doldurunca gerçekleşir. Kurbanlık
hayvan bu yaşını doldurduğu halde dişini değiştirmemişse, yine de kurban edilebilir.
Bunun yanında, 6 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli
olması halinde kurban edilebilir.
Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, düzgün,
azaları tamam ve besili olması, hem ibadet açısından, hem de sağlık bakımından
önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bir veya
iki gözü kör, boynuzları kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memesi kesik, dişlerinin
tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak, hayvanın doğuştan boynuzsuz
olması, şaşı, topal, biraz hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, kurban
edilmesine mani teşkil etmez. Başa Dön
Koyun veya keçi bir kişi tarafından; sığır,
manda ve deve ise, yedi kişiye kadar ortak olarak kurban edilebilir. Ortak olarak
kurban edilebilen hayvanlar,tek veya çift sayıda ortak tarafından kurban edilebilir.
Hissedarlardan her birinin kurbanlarını
aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Bir kısmı vacip veya nafile udhiyye
için, diğer bir kısmı ise adak kurbanı olarak niyet edebilirler. Ancak hepsinin
kurbanlarını ibadet niyetiyle kesmeleri gerekir. Böyle birkaç hisse olarak kesilen
kurban etinin, ortaklar arasında tartı ile ve eşit olarak paylaşılması gerekir.
Başa Dön
Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli
ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim
işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca, çevre temizliği ve
ekolojik dengenin korunması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kurban kesimi
esnasında, psikolojik açıdan etkilenmemesi için çocukların kesim mahallinden
uzak tutulmalarına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde, hayvanların diğerinin kesimini
görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir. Başa
Dön
Fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak)
maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elektrik şoku ile veya narkoz vererek bayıltılması,
bu hayvanın kurban olarak kesilmesine engel ayıplarından sayılmaz. Çünkü kurbana
engel ayıp, kesim esnasında meydana gelen arızalar olmayıp, hayvanda önceden
mevcut olan ve emsaline göre hayvanın değerini noksanlaştıran kusurlardır. Kesim
esnasında meydana gelen kusurlar, kesim işlemine dahil bir ameliyye olup, kurbana
engel ayıp sayılmaz. Bu itibarla, canlı olarak (şok etkisi ile ölmeden önce
hemen) kesilmek kaydı ile kurbanlık hayvanın elektrik şoku ile bayıltılarak
kesilmesi caizdir. Hayvan henüz kesilmeden, şok etkisiyle ölürse, kurban olmayacağı
gibi, eti de yenilmez. Başa Dön
Kurban etinin hepsini yoksullara sadaka
olarak dağıtmak veya kurban kesenin kendisi veya ailesi için alıkoymak caiz
ise de, en uygun olanı, kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesmeyen
yoksullara, bir bölümünü akraba, tanıdık ve komşulara vermek, birini de ailesi
ile birlikte yemek üzere evde bırakmaktır. Başa Dön
Adak kurbanının etinden, adağı yapan kişinin
yemesi caiz olmadığı gibi; bu kişinin usûl ve fürûu (yani annesi, babası, nineleri,
dedeleri, çocukları, torunları) ve dinen zengin sayılan kimseler de yiyemezler.
Adak kurbanının etini bu sayılanlar dışında kalan ve dinen fakir olan kimseler
yiyebilirler. Başa Dön
Kurbanı bizzat kişinin kendisi kesebileceği
gibi, vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban mal ile yapılan
bir ibadettir; mal ile yapılan ibadetlerde ise vekalet caizdir.
Kurbanı kişi kendi bulunduğu yerde vekalet
vererek kestirebileceği gibi, başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet
vererek kestirebilir. Aynı şekilde vekalet, sözlü olarak verilebileceği gibi,
yazılı olarak, telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verilebilir.
Başa Dön
Küçük yaşta kuyruklarının fazla kısımları
boğulmak suretiyle düşürülen koyunların kurban edilmelerinde bir sakınca yoktur.
Başa Dön
İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadeti,
Müslümanların Mekke’de bulunan Kabe’yi ve çevresindeki kutsal mekanları, bu
ibadet için tahsis edilen belli zaman dilimi içinde, usulüne uygun olarak ziyaret
etmeleri ve yapılması gerekli diğer görevleri yerine getirmeleridir.
Sadece hacca niyet edilip, umreye niyet
edilmeyen ifrat haccında kurban kesmek zorunlu değildir.
Temettu haccı (aynı
hac mevsiminde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra hac için tekrar ihrama
girilerek yapılan hac) ile kırân haccı (bir niyetle hac ve umre
için ihrama girilerek yapılan hac)’nda harem bölgesinde (Kabe ve civarı) şükür
kurbanı (hac kurbanı, hedy) kesilmesi vaciptir (Bakara 2/196). Bu nedenle,
hac kurbanının harem bölgesi dışında kesilmesi caiz değildir. Bu konuda din
bilginleri arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
Kurban etleri, kurban organizasyonunun
yürüten İslam Kalkınma Bankası tarafından fakir ülkelere ulaştırılmaktadır.
Hacda bulunan kişilerin, hac kurbanı (hedy)
dışında, Bayram münasebetiyle nafile olarak kurban kesmek istemeleri halinde,
bunu vekalet yoluyla Türkiye’de kestirmeleri daha uygun olur. Başa
Dön
Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen
kurbana, “akika” adı verilir. Akika kurbanı kesmek müstehaptır. Bunda da, diğer
kurbanlarda aranan şartlar aranır. Başa Dön
Ölü kurbanı diye bir kurban çeşidi yoktur.
Ancak, ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir.Vasiyeti
yoksa, ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez. Ancak bir
kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlanmak
üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği
gibi, kurban da kesebilir. Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti
yoksa, kesen kimse, bu kurban etini fakirlere yedirebileceği gibi, kendisi ve
zenginler de yiyebilir. Vasiyet varsa, tamamen fakirlere yedirilmesi veya dağıtılması
gerekir.
Ölen kimsenin vasiyeti olmaksızın, sevabı
onun ruhuna bağışlanmak üzere kesilen kurbanın her hangi bir zamanda kesilmesi
caiz ise de, kurban bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletli ve daha sevaplıdır.
Ölenin vasiyyeti gereğince kesilen kurban ise, ancak kurban bayramı günlerinde
kesilir. Başa Dön