|
Osmanlı’nın çöküş ve yeni Türkiye’nin ortaya çıkış dönemlerini mutlaka
öğrenmeliyiz. O günleri bilemezsek bu günleri anlayamayız.
Hrant Dink’in öldürülmesi
üzerine malûm çevreler ayağa kalktılar. Bütün Türkiye’de toplayabilecekleri
sayıyı toplayıp mitingli cenaze töreni düzenlediler. Hükûmet
desteğinde “Katil devlet!” diye, “Hepimiz Ermeni’yiz!” diye
bağırdılar. Türkiye’de tatminsizler, birtakım marjinal
solcular, bölücüler kol kola girip Türk halkına meydan okudular. Bildik basın
yayın organları “Bütün Türkiye ayakta!” diye manşet attılar! Neo-İslâmcılar dahi “müşrikler” in
işbirlikçisi oldular.
Esasında Türk düşmanlarının dışında kimse ayağa kalkmamıştı. Herkes şaşırmış,
ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu.
Hâdisenin özünü saptırmamalıyız. Geçmişte hâdiselerin özü saptırıldı, kin
üzenine yayın yapıldı, halk çaresiz bırakıldı.
Son hâdisesinde daha ileri gittiler; Türk milletinin yüreğini burktular,
gönlünü acıttılar.
***
Şimdi eskiye dönelim... Türk’ün ne hâllerden çıktığını ve Mustafa Kemal’in:
“Milletime şunu tavsiye etmek isterim ki başına geçireceği insanların
kanındaki cevher-i aslîyi tayin etmekten bir an fariğ
olmasın...” sözlerinin ne manaya geldiğini anlamaya çalışalım:
Araya Hrant Dink hâdisesi
girince üzerine gidememiştik... “Sevr’i hortlatmak
istiyorlar.” diyenleri paranoyaklıkla suçlayan yazılar peş peşe
çıktı. Biri İlter Türkmen’in... Eski büyükelçi, eski Dışişleri
Bakanı... “Sevr uygulanamazdı.” diyor.
Hiçbir devlet geyik muhabbeti için konferans düzenlemez, hiçbir devlet uygulanamayacak
antlaşmaya imza atmaz. İtilâf devletleri arasındaki işbirliği artık bozulmaya
yüz tutmuş olmasaydı, Anadolu da elimizden gidecekti.
İlter Türkmen, geçen Aralık ayında kaybettiğimiz ünlü
tarihçi Prof. Dr. Stanford Shaw’un “Osmanlı
İmparatorluğu ve Modern Türkiye’nin Tarihi” kitabına atıfta bulunuyor. (“T.
E. Lawrance bile inanmamıştı”, Hürriyet, 26 Aralık
2006.) Bir ilim adamı, sebepler ve sonuçları üzerinde dururken bütün
belgeleri ortaya döker. Prof. Dr. Show, eğer “Sevr uygulanamazdı.”
demişse, bunu Millî Mücadeleye bağlamıştır. İlter
Türkmen, Anadolu’nun dört bir tarafının işgal edildiğini, Yunan’ın
Ankara’ya gelip dayandığını aklına getirmiyor. İlter Türkmen ya bilmemiş gibi
yapıyor ya da fikri yapısı Sevr kalıplarına uyuyor. Ermeniler de Sevr’e
atıfta bulunmuşlardır, Barzanî’nin peşmergeleri de... Daha ötesi AB ülkelerinin, ABD’nin
bütün tarz-ı hareketleri Sevr’e matuf...
Anadolu harekâtı olmasaydı, Türkler Anadolu’da çok dar bir alana
sıkıştırılacak, etrafı kuşatılacak ve hatta: “Siz buraya sonradan geldiniz.
Ermenileri nasıl tehcir ettiyseniz biz de sizi tehcir
edeceğiz.” deyip bizi süreceklerdi. Bir örneğini, Balkanlar
elimizden çıkartılırken yaşadık. Balkanlarda sadece Türkleri değil, Müslüman
bütün halkları sürebildikleri kadar sürdüler ve öldürebildikleri kadar
öldürdüler. Sevr uygulansaydı, bunu Anadolu’da haydi haydi
yaparlardı.
İlter Türkmen’in yaşıtı emekli büyükelçi CHP milletvekili Şükrü Elekdağ ise İ. Türkmen’den çok farklı düşünüyor:
“Irak’ın kabul edilmiş bir anayasası olmasına rağmen, Federal Kürdistan
Bölgesi parlamentosu da ayrı bir anayasa hazırlayarak uygulamaya koymuştur.
Bu anayasada Türkiye toprakları üzerinde açıkça hak iddia eden maddeler
vardır. Anayasanın giriş bölümünde Sevr Antlaşması’nın 62, 63 ve 64. maddelerine
atıfta bulunulmaktadır. Bilindiği üzere bu maddeler, bağımsız Kürdistan
devletinin sınırlarını ve hangi aşamalardan geçilerek kurulacağını
saptamaktaydı. 62. madde, Kürdistan’ı, “Fırat’ın doğusunda bulunan ve
sınırları ilerde tespit edilecek olan Ermenistan’ın güneyi ile Türkiye,
Suriye ve Mezopotamya’nın kuzeyi arasındaki bölge” olarak tanımlıyordu. 63.
maddeye göre bölge önce bir yıllık bir süre için İngiltere, Fransa ve İtalya
hükümetlerinin garantörlüğünde otonom bir idari yapı olarak kalacak, bu sürenin
sonunda bölgede oturan halkın çoğunluğu Türkiye’den ayrılarak bağımsız olmak
isteğini Milletler Cemiyeti’ne bildirirse, Türkiye bunu kabul edecektir. 64.
madde, Musul vilayetinde yaşayan Kürtlerin isterlerse kurulan Kürt devletiyle
birleşmekte serbest olduklarını öngörmektedir. Yani, Kuzey Iraklı Kürt
liderler bu anayasayla Türkiye’nin Güneydoğusu bizimdir diyorlar...”
(Mülâkat: Leyla Tavşanoğlu, Cumhuriyet, 22 Ocak
2007.)
Sevgili okuyucularım... Dehşete düştünüz değil mi? Daha söyleyeceklerim var.
Yarın devam edelim...
|