Sevr paranoya mı sizce?

Arslan TEKİN

arslantekin@yenicaggazetesi.com.tr

Tarih:26.01.2007, Yeniçağ Gazetesi

Osmanlı’nın çöküş ve yeni Türkiye’nin ortaya çıkış dönemlerini mutlaka öğrenmeliyiz. O günleri bilemezsek bu günleri anlayamayız.

Hrant Dink’in öldürülmesi üzerine malûm çevreler ayağa kalktılar. Bütün Türkiye’de toplayabilecekleri sayıyı toplayıp mitingli cenaze töreni düzenlediler. Hükûmet desteğinde “Katil devlet!” diye,  “Hepimiz Ermeni’yiz!” diye bağırdılar. Türkiye’de tatminsizler, birtakım marjinal solcular, bölücüler kol kola girip Türk halkına meydan okudular. Bildik basın yayın organları  “Bütün Türkiye ayakta!” diye manşet attılar! Neo-İslâmcılar dahi  “müşrikler” in işbirlikçisi oldular.
Esasında Türk düşmanlarının dışında kimse ayağa kalkmamıştı. Herkes şaşırmış, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu.

Hâdisenin özünü saptırmamalıyız. Geçmişte hâdiselerin özü saptırıldı, kin üzenine yayın yapıldı, halk çaresiz bırakıldı.

Son hâdisesinde daha ileri gittiler; Türk milletinin yüreğini burktular, gönlünü acıttılar.

***

Şimdi eskiye dönelim... Türk’ün ne hâllerden çıktığını ve Mustafa Kemal’in: “Milletime şunu tavsiye etmek isterim ki başına geçireceği insanların kanındaki cevher-i aslîyi tayin etmekten bir an fariğ olmasın...”  sözlerinin ne manaya geldiğini anlamaya çalışalım:
Araya Hrant Dink hâdisesi girince üzerine gidememiştik...  “Sevr’i hortlatmak istiyorlar.”  diyenleri paranoyaklıkla suçlayan yazılar peş peşe çıktı. Biri İlter Türkmen’in... Eski büyükelçi, eski Dışişleri Bakanı...  “Sevr uygulanamazdı.” diyor.
Hiçbir devlet geyik muhabbeti için konferans düzenlemez, hiçbir devlet uygulanamayacak antlaşmaya imza atmaz. İtilâf devletleri arasındaki işbirliği artık bozulmaya yüz tutmuş olmasaydı, Anadolu da elimizden gidecekti.
İlter Türkmen, geçen Aralık ayında kaybettiğimiz ünlü tarihçi  Prof. Dr. Stanford Shaw’un  “Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye’nin Tarihi” kitabına atıfta bulunuyor. (“T. E. Lawrance bile inanmamıştı”, Hürriyet, 26 Aralık 2006.) Bir ilim adamı, sebepler ve sonuçları üzerinde dururken bütün belgeleri ortaya döker. Prof. Dr. Show, eğer  “Sevr uygulanamazdı.” demişse, bunu Millî Mücadeleye bağlamıştır. İlter Türkmen,  Anadolu’nun dört bir tarafının işgal edildiğini, Yunan’ın Ankara’ya gelip dayandığını aklına getirmiyor. İlter Türkmen ya bilmemiş gibi yapıyor ya da fikri yapısı Sevr kalıplarına uyuyor. Ermeniler de Sevr’e atıfta bulunmuşlardır, Barzanî’nin peşmergeleri de... Daha ötesi AB ülkelerinin, ABD’nin bütün tarz-ı hareketleri Sevr’e matuf...

Anadolu harekâtı olmasaydı, Türkler Anadolu’da çok dar bir alana sıkıştırılacak, etrafı kuşatılacak ve hatta: “Siz buraya sonradan geldiniz. Ermenileri nasıl tehcir ettiyseniz biz de sizi tehcir edeceğiz.”  deyip bizi süreceklerdi. Bir örneğini, Balkanlar elimizden çıkartılırken yaşadık. Balkanlarda sadece Türkleri değil, Müslüman bütün halkları sürebildikleri kadar sürdüler ve öldürebildikleri kadar öldürdüler. Sevr uygulansaydı, bunu Anadolu’da haydi haydi yaparlardı.

İlter Türkmen’in yaşıtı emekli büyükelçi CHP milletvekili Şükrü Elekdağ ise İ. Türkmen’den çok farklı düşünüyor:
“Irak’ın kabul edilmiş bir anayasası olmasına rağmen, Federal Kürdistan Bölgesi parlamentosu da ayrı bir anayasa hazırlayarak uygulamaya koymuştur. Bu anayasada Türkiye toprakları üzerinde açıkça hak iddia eden maddeler vardır. Anayasanın giriş bölümünde Sevr Antlaşması’nın 62, 63 ve 64. maddelerine atıfta bulunulmaktadır. Bilindiği üzere bu maddeler, bağımsız Kürdistan devletinin sınırlarını ve hangi aşamalardan geçilerek kurulacağını saptamaktaydı. 62. madde, Kürdistan’ı, “Fırat’ın doğusunda bulunan ve sınırları ilerde tespit edilecek olan Ermenistan’ın güneyi ile Türkiye, Suriye ve Mezopotamya’nın kuzeyi arasındaki bölge” olarak tanımlıyordu. 63. maddeye göre bölge önce bir yıllık bir süre için İngiltere, Fransa ve İtalya hükümetlerinin garantörlüğünde otonom bir idari yapı olarak kalacak, bu sürenin sonunda bölgede oturan halkın çoğunluğu Türkiye’den ayrılarak bağımsız olmak isteğini Milletler Cemiyeti’ne bildirirse, Türkiye bunu kabul edecektir. 64. madde, Musul vilayetinde yaşayan Kürtlerin isterlerse kurulan Kürt devletiyle birleşmekte serbest olduklarını öngörmektedir. Yani, Kuzey Iraklı Kürt liderler bu anayasayla Türkiye’nin Güneydoğusu bizimdir diyorlar...” (Mülâkat: Leyla Tavşanoğlu, Cumhuriyet, 22 Ocak 2007.)
Sevgili okuyucularım... Dehşete düştünüz değil mi? Daha söyleyeceklerim var. Yarın devam edelim...