|
|
ÖZDEN GELENLER!...
MUSA ÖZDAĞ'DAN ÖZLÜ SÖZLER
|
- Muhammed (a.s.)'ın
devri "rahmet" dönemidir. Bu dönem, Rahmân'ın
hâkimiyetinin çıplaklığının açık ve net olarak görüleceği, Allah'ın o
Sevgili Nebîsi'nin yüzü suyu hürmetine artık toplu azabın kaldırıldığı,
toplu gazabın geriye çekildiği bir dönemdir.
- Ölüm ile kâfirin, Nebiyy-i
zî-şân'ın ümmeti olma
şerefinden istifadesi; dünyadan kâm ve zevk alması, sefa duyması
bitecektir! Öldükten sonra artık bu garanti onların üzerinden kalkar. Ama
müminlere artarak devam eder!
- Kalpler taşlaştığı zaman, taşlar
başlaşır!
- Merhameti, rahmeti olmayan bir insanın
Allah'ın rızâsını kazanması asla mümkün değildir.
- Tâlim ve teallümde,
irşatta en önemli nokta merhamettir. Merhameti olmayan bir insanın eğitimi
ve öğretimi aslâ olamaz, mümkün değildir.
***
- Kur'ân'ın terbiyesiyle,
onun âyetleriyle arınan ve füyûzâtı
gölgesinde barınan bir ruh, bir sır, bir benlik, bir vücut sağlıklı bir
özelliğe sahiptir.
- Mucize
ile kulluk olmaz.
- Gerçek
nasip manadır.
- Büyük
suçlar, insanı insanlıktan alıkoyar.
- En güzel isimler Allah'ındır, en güzel
olan Allah'tır; diğer varlıklar, Allah'ın verdiği kadarıyladır.
***
- Her isim Allah'ın bir yüce niteliğini
ifade eder. Allah'ın evliyâsından yüce zâtlara
ilham yoluyla bildirdiği isimleri vardır. Diğer bazı esmâu'l-hüsnâsı ise meknuzdur; onları Zâtında
gizli tutmuştur.
- Her yeni indirilen isim ne zaman fonksiyonunu
icra ederse, kâinatta yeni bir devir, yeni bir sayfa açılır.
- Allah'ın sonsuz isimleri vardır. Çıkıp
da bir câhilin: "Allah'ın 99 isminin
içinde bu yok; ben bunu söylemem!" demesi zırva bir düşüncedir.
- Hz. Âdem'den bu yana Allah Teâlâ
Hazretleri ihtiyaca göre isimlerini devreye sokmuştur. O isimler gittikçe inkişâf etmiş, gittikçe dozunu artırmış ve
artırmaktadır. Bazı isimler ise dozunu azaltmaktadır.
- Her türlü oluşum, Allah'ın yüce
isimleriyle alâkadardır. Bu kadar bağlıyız, bağımlıyız O'na.
***
- İlim, Allah'ı bilmektir. Onun için ilim
her şeyin üzerindedir.
- Kur'ân, rahmetin ve ilmin deryasıdır. Onun dışında belki ilim olabilir ama rahmet ve merhamet yoktur.
- Bütün yaratma macerasının esas hedefi,
odak noktası insandır.
- Gerçekte, her yönüyle insan özelliğini ekmel manada hak eden Muhammed (a.s.)'dır.
- “Ben Kur’ân’ı
öğrendim” diyen birisi
eğer beyânını öğrenmemişse bu öğrenme nâkıstır.
***
- Muallimi Rahmân
olanın, öğrendiği Kur'ân olanın yoluna, işine,
zâtına nasıl kurban olmazsın? Ne mübârektir o varlık!
- Kur’ân demek din demektir.
- Din bir merdivendir. O merdivenden
çıkmayanın Allah’a erişmesi, Yaratıcısı ile huzur bulması, O’nun huzurunda
kıyâm etmesi mümkün değildir.
- Vahyin çeşitli şekillerde zuhuru vardır:
Kalplerde, hâfızalarda, ayda, güneşte, deryada
zuhuru gibi.
- İnsan nerede mecâz,
nerede hakikat kullanacağını öğrenirse mütehakkık
olur. Yerlerini değiştirir ve karıştırırsa halt
edenlerden olur. Mecaz olması gereken yerde hakikatı,
hakikat olması gereken yerde mecâzı söyler ve
böylece uygulamaya kalkarsa sapıklardan olur.
***
- Allah'ın Kur'ân'dan
başka vahiyleri de vardır. Vahiy dediğimiz zaman sadece Kur'ân değildir. Hadisler de vahiydir. Evliyâya bildirilen şeyler de vahiydir; arılara
yaşama dair verilen ve içgüdü dediğimiz şeyler de vahiydir.
- Vahyin en büyüğü kitap vahyidir.
Kitapların en büyüğü de Kur'ân'dır.
- Küfrân-ı nimet, Allah'ın azabını ve gazabını
muciptir.
- Allah bizi mecbur bırakmıyor. Ne zaman
kendini mecbur hissedersen, o zaman terakkiyi kaybedersin. Halbuki Allah bize irâde-i cüz'iyye
vermiştir. Yani zıtları da algılayabileceksin, eğriyi-doğruyu da
göreceksin. Bilmenin, mârifetin, tanımanın anlamı
budur.
- Mükellef yaratıklar olan insanlar ve
cinlerin hem nurani yönleri vardır, hem de kesif olan, yoğun olan maddi
yönleri vardır. Maddi yönleri onları şeytanlığa doğru çekerken, mana
yönleri, ruhani yönleri onları melekliğe çeker.
***
- Nefis maddenin, ruh ise mananın
âşığıdır.
- İç âlemimizi halletmeden suret âlemiyle
boşu boşuna uğraşmayalım!
- İnsanların ve diğer varlıkların da kendi
âlemleri içerisinde doğuş ve batış yerleri bulunmaktadır.
- Doğmak varlığın nişânesidir. Bir bakıma varlık doğmak ve batmaktan ibarettir. Varlıklar doğar ve
sonunda batarak kaybolup giderler.
- Hayat doğmak ve batmaktan ibarettir. Mutlaka doğan batacaktır. Batmayan bir tek Allah'tır! Doğmak ve batmak mahlukların,
yaratılmışların sıfatıdır.
***
- Batmak istemeyen, batmayana yönelmelidir.
Kimdir O? Allah’tır!
- Allah'ın sonsuz tecellileri vardır,
isimlerinin sonsuz tecellileri vardır. Gelirler, görünürler,
allanırlar-pullanırlar, arzı endam ederler, maceralar oluşur ve sonunda:“Biz Allah'tan gelir, Allah’a döneriz." derler.
- Allah bu âlemden bizi alırsa bir başka âleme
gönderir. O'nun sonsuz âlemleri vardır, bir tek âlemi yoktur.
- İman en güçlü anahtar, en güçlü silah, en güçlü
servettir; bu servete sahip olanın fakir düşmesi, yoksul kalması mümkün
değildir.
- Cemalden gelen, cemâle
doğru adım atar.
***
- Doğan şeyler insana şer de, hayır da
getirebilir. Onun için bunun hayra dönüşmesi, sana hayırlar getirmesi için
özellikle Allah’a yalvarıp yakaracaksın.
- Kavuşmak ayrı, karışmak ayrı şeydir.
- Zıtlar daima birbirini gözetler; birbiriyle
altüste gelmek, birbiriyle boğuşmak, biri diğerini alt etmek, biri
diğerini yutup yok etmek ister.
- Allah yarattığı varlıkları hadsiz
bırakmamıştır. Hepsinin haddi vardır, sınırlarını aşmazlar.
- Allah'ın varlığının, birliğinin
alâmetlerini, belgelerini ne kadar çok bulabilirsek, imanımızdaki artılar
da o kadar çoğalacaktır.
***
- Her bulduğun âyet
senin için bir artıdır.
- Su ve kara dünya için önemli olan iki ana
unsurdur, hayatın temel kaynaklarıdır.
- Feyiz akış demektir, akan şey demektir ve tüm
duyularımız, duygularımız, kılcal damarlarımıza varıncaya kadar hepsi, bu
akış sayesinde hayatın nakışlarını göstermektedir.
- Akmayan bir şey yoktur; her şeyde akış vardır.
- Celâlin mazhariyetiyle batış meydana geliyor; Cemâle ait olan sıfatların, esmanın neşv-ü nema bulması ve tecellisiyle de doğma hadisesi
meydana geliyor. Ancak bu iki isimden biri diğerini imha edemez.
Ne Cemâl tamamen Celâlin yerine geçebilir, ne de
Celâl tamamen Cemâlin yerine geçebilir.
***
- Müminler, yeryüzünde tatlı su kütlesini;
kâfirler de acı su kütlesini ifade eder. Allah bu ikisini birbirine
salıvermiştir. Karşı karşıya gelirler, ama asla biri diğerini yok edip de
yerine geçemez! Onun için her zaman iman eden de, küfreden de
bulunmuştur.
- Her şeyin tatlısı azdır: Günlerin tatlısı
azdır, saatlerin tatlısı azdır, gülme günlerimiz ağlama günlerimize göre
daha azdır. Kırk güne, bir gün! Kırkta bir! Gerçek iman erlerinin huzuru
da kırkta birdir.
- Bu âlem batış âlemidir. Bu aşamadaki madde
âlemi batma âlemidir. Onun için maddeden sıyrılacaksın. Maddeden ne kadar
soyutlanırsan, bu süfli âlemden ne kadar uzaklaşırsan o kadar saâdet bulursun.
- Saâdet, süflilikten ulviliğe çıkış yoluyladır. Onun
için Allah müminlerin kitabını ulvi âleme çıkarıyor. Ama sefil yaratıkların kitaplarını aşağıların aşağısına atıyor.
- İnsan ruhu bir deniz, insan nefsi de bir umman
gibidir. Ne nefsin sırrına erebilirsin, ne de kalbin sırrına erebilirsin.
İkisi de Allah’ın yarattığı esrar dolu tılsımlı varlıklardan iki şeydir.
***
- Nefis, acı suyu temsil eden bir kütleyi
oluşturur, insan ruhu ise tatlı sulu bir denizi oluşturur.
- Kalp, nefis ile ruh arasında bir berzahtır.
İkisinin alışverişini kalp sağlar.
- Başımıza gelen
musibetler, yaptığımız hatalar yüzündendir.
- İnsan
ne kadar derece alırsa, ne kadar kemale ererse, ne denli olgun ve dolgun
olursa, Allah Teâlâ’dan alacakları da o nispette olur.
- Kişinin derecesi yükseldikçe Allah'tan aldığı feyizler,
bereketler de artmaktadır.
***
- Keremin
ve lutfun sonu yoktur. Hukuk
ayrı, lütuf ayrı şeydir. Mahkemeler lütuf yeri değil, hukuk yeridir. Ne
fazla, ne az hukuk!
- Hakk'a
karşı hak iddia etmek edepsizliktir. Biz
kim olmuşuz ki: “Benim hakkımı ver” diyelim?!
Ne imiş bizim hakkımız? Sen O’nunsun, her şeyin O’na ait! Kölenin hakkı
olur muymuş hiç?
- Uluların
her günü bayramdır.
- Allah
Teâlâ kuluna bir şey vereceği zaman evvela ona ilhamda bulunur, gönlüne
istek verir. Buna göre kul istirhamda, istekte bulunur ve böylece Allah da
ihsan eder.
- Cennete
dünyadan giden hanımlar hurilerden daha farklı olacaklardır. Çünkü onlar
iman etmişler, dünyada çile çekmişler, emek vermişler, mârifetullah
sahibi olmuşlardır. Bu nedenle, ne kadar yüzlerce huri olsa da bu dünyadan
giden, cennet-i âlâya girmiş hanımlar, onların hanımefendisi olacaklardır.
***
- İmtihan
geçidinden geçen varlıklar, sairlerinden üstündürler.
- Cennet
tablolarının çoğu dünyadaki hatıraları yansıtacaktır. Cennet-i âlânın
zevklerinden birisi de budur.
- Allah'ın
nimetlerine, ihsanlarına, ikramlarına karşı tok gözlülük edepsizliktir.
İnsanların nefsi ilgilendiren, sınırı aşma yönünde olan şeylere karşı bu
âlemdeki kanaatleri ise güzeldir.
- Cennet-i
âlâ ihsan yeridir, ikram yeridir; orası kanaat yeri değildir.
- Ulular,
vermeyi severler. Allah da vermeyi sever, O son derece kerimdir, derecesi
olmayan bir ululukla, cömertlikle ikram ve ihsan sahibidir.
***
- Dünya
perdeli bir alemdir!
- Allah
şerri senden uzak kılmakla, eksiyi senden uzak tutmakla, sana büyük
bahtiyarlıkta bulunmuştur.
- Vahiy
kâtibi olmak bile adamı kurtarmaz! Daima Allah'tan korkacak, edep
içersinde olacaksın!
- Allah'ın
zâtî sıfatları şunlar, subûtî
sıfatları şunlar... diyerek saymışlardır. Ancak
Allah'ın sıfatları bu kadar değildir. Allah Teâlâ sayıya gelmez. O’na ait
olan şeyler rakamlarla ifade edilmez. O, o kadar değildir. ‘Kadar’
değildir! Allah ölçüye gelmez ki! Ancak sen ve ben ölçülüyüz. Dolayısıyla
ölçüsüz olanı ölçülü olan ne anlayabilir, ne kavrayabilir!
- Hiçbir
efendi, yerinde oturan tembeli eriştiremez ve ulaştıramaz! Kendimizi
kandırmayalım! İblis bizi kandırır: “Allah fazilet sahibidir, kâdirdir, rahimdir, lütuf sahibidir...” der, seni
aldatır. Sen yatarsın, fisk-ı fücura dalarsın,
haramlar vadisinde gezer-tozarsın! Sakın bunlara
aldanmayalım, uğraşalım, didinelim, âyetlerin
nuru ile yürüyelim.
***
- Sünnetullah demek,
Allah'ın metodu, yolu demektir. Allah'ın yolu ne demektir? Sana göre, bana
göre Kur'an'dır, Peygamberin açtığı yoldur,
bizim O’na gittiğimiz yol demektir, din demektir. Ama Allah'a göre yol,
kendisini varlıklara arzetmesi, tanıtması
olayıdır.
- Allah
bütün yarattıklarını "Rahman" bağı ile bağlamıştır. Bütün güzelliklerin ve hayırların Rahman'da bittiğini
görürsünüz.
- İman,
küfür varsa vardır. Cennette iman diye bir şeyden söz edilmez.
- Biz
tefsir okuyoruz, ama aslında Kur'ân zaten bir
tefsirdir.
- Allah
Teâlâ Hazretlerinin Zât-ı Akdesi
kendisini varlıklara arzederken bütün işlerinde
tabiri caizse iki yüz, iki kategori, iki açı ortaya çıkar. (ولكل
شيئ وجهان) )“Her
şeyin iki yüzü vardır.”) Birisi, kereme ait olan ikram
yüzüdür. Bu, Allah Teâlâ'nın cemâl yüzüdür. Birisi de, celâl yüzüdür.
Bütün olanlar bitenler bu iki oluktan akar.
***
- Bu
âlemde hiçbir yaratık yoktur ki celâlden nasibi olmasın; hiçbir yaratık da
yoktur ki cemâlden, ikramdan nasip almamış olsun.
- Cemâl sızlatmaz, acı vermez.
- Müminin
kabirde çektiği sıkıntılar azap için değildir. Tathir
içindir, temizlenmesi içindir ve temizlenip layık-ı veçhile cennet-i
âlâya, huzura layık bir şekle getirilmesi içindir.
- Her
ismin mâsadağı, mâkesi
vardır. Her sıfatın bir mecrası ve meydanı vardır. Meydanları
karıştırmayacaksın. ‘İlim meydanı’ ile ‘kudret meydanı’ birbirlerinden
ayrıdır. Aynalar da
ayrıdır. ‘Kudret aynası’ ayrıdır; ‘ilim aynası’ ayrıdır.
- Dünyada
kudret sahibi olan, ilim sahibi olmayabilir.
***
- Her
gördüğünüz yüzü gülen, hak olarak gülmez. Bilenler hak olarak bilmez.
- Kul
daima isteyecek; ama taş gibi olmaz! “Verirse verir, vermezse vermez!..” şeklinde efelik olmaz!
- Algı mekanizmaları, duyularımız,
duygularımız apayrı bir sermâyedir. Onlar işyeri
kabilindendir.
- Bu dünyaya ticâret
yapmaya geldik. Bu dünya bir ticârethânedir; âhiretin bir pazarıdır, diğer bir deyişle tarlasıdır.
- Cennet-i âlâda verilecek nimetlerin sonu
yoktur; hiçbiri eşit değildir.
***
- Ölüm
gelinceye kadar bu âlemde bitmeyen bir kulluk sürecine
giriyoruz.
- Kıyâmet büyük bir fitnedir! Durup
dururken bu olay gerçekleşmeyecek. Bu olayda en büyük sebep insanoğludur.
- Geri sayma işlemi Hz. Âdem’in dünyaya
inmesiyle başlamıştır. O günden bu güne geriye sayma devam ediyor.
- Her yaptığımız günahtan bizim
göremediğimiz ve tabiri caizse bir canavar oluşuyor. Canavar
diye bir varlık yok, canavarlaşan insanlar vardır.
- İnsanoğlu üreten bir varlıktır; ya şer
ya da hayır üretirsin. Şerler bu
âlemde kalır, ama hayırlar bu
dünyada kalmaz.
***
- Yanımızdakiler tükenir ve bizi de
tüketir! Tükenen tüketir; bu seninle kâim olan bir
özelliktir.
- Kıyâmetin
en önemli vasıflarından birisi, el-hercü ve’l-merc’dir; yani kıtâlden
ibarettir. Öldürmek moda olacaktır! Allah
da onlara öldürmek nasıl olacakmış gösterecek!
- Kıyâmetin
vukûu bütün varlıkları etkileyecektir; ölmüş olsalar bile!
- Cennetin
nimetlerinden birisi de kıyâmetin vukuu
esnasındaki oluşumları ve olayları izlemektir.
100. Dâbbetü'l-arz çıktı mı, çıkmadı mı; Mehdi çıktı mı,
çıkmadı mı sana ne! Sen vazifeni yapıyor musun ona bak!
***