Buyuk Turk Bayragi
 

Musa Ozdag

ÖZDEN GELENLER!...

MUSA ÖZDAĞ'DAN ÖZLÜ SÖZLER

 

  1. Muhammed (a.s.)'ın devri "rahmet" dönemidir. Bu dönem, Rahmân'ın hâkimiyetinin çıplaklığının açık ve net olarak görüleceği, Allah'ın o Sevgili Nebîsi'nin yüzü suyu hürmetine artık toplu azabın kaldırıldığı, toplu gazabın geriye çekildiği bir dönemdir.
  2. Ölüm ile kâfirin, Nebiyy-i -şân'ın ümmeti olma şerefinden istifadesi; dünyadan kâm ve zevk alması, sefa duyması bitecektir! Öldükten sonra artık bu garanti onların üzerinden kalkar. Ama müminlere artarak devam eder!
  3. Kalpler taşlaştığı zaman, taşlar başlaşır!
  4. Merhameti, rahmeti olmayan bir insanın Allah'ın rızâsını kazanması asla mümkün değildir.
  5. Tâlim ve teallümde, irşatta en önemli nokta merhamettir. Merhameti olmayan bir insanın eğitimi ve öğretimi aslâ olamaz, mümkün değildir.

***

  1. Kur'ân'ın terbiyesiyle, onun âyetleriyle arınan ve füyûzâtı gölgesinde barınan bir ruh, bir sır, bir benlik, bir vücut sağlıklı bir özelliğe sahiptir.
  2. Mucize ile kulluk olmaz.
  3. Gerçek nasip manadır.
  4. Büyük suçlar, insanı insanlıktan alıkoyar.
  5. En güzel isimler Allah'ındır, en güzel olan Allah'tır; diğer varlıklar, Allah'ın verdiği kadarıyladır.

***

  1. Her isim Allah'ın bir yüce niteliğini ifade eder. Allah'ın evliyâsından yüce zâtlara ilham yoluyla bildirdiği isimleri vardır. Diğer bazı esmâu'l-hüsnâsı ise meknuzdur; onları Zâtında gizli tutmuştur.
  2. Her yeni indirilen isim ne zaman fonksiyonunu icra ederse, kâinatta yeni bir devir, yeni bir sayfa açılır.
  3. Allah'ın sonsuz isimleri vardır. Çıkıp da bir câhilin: "Allah'ın 99 isminin içinde bu yok; ben bunu söylemem!" demesi zırva bir düşüncedir.
  4. Hz. Âdem'den bu yana Allah Teâlâ Hazretleri ihtiyaca göre isimlerini devreye sokmuştur. O isimler gittikçe inkişâf etmiş, gittikçe dozunu artırmış ve artırmaktadır. Bazı isimler ise dozunu azaltmaktadır.
  5. Her türlü oluşum, Allah'ın yüce isimleriyle alâkadardır. Bu kadar bağlıyız, bağımlıyız O'na.

***

  1. İlim, Allah'ı bilmektir. Onun için ilim her şeyin üzerindedir.
  2. Kur'ân, rahmetin ve ilmin deryasıdır. Onun dışında belki ilim olabilir ama rahmet ve merhamet yoktur.
  3. Bütün yaratma macerasının esas hedefi, odak noktası insandır.
  4. Gerçekte, her yönüyle insan özelliğini ekmel manada hak eden Muhammed (a.s.)'dır.
  5. “Ben Kur’ân’ı öğrendim” diyen birisi eğer beyânını öğrenmemişse bu öğrenme nâkıstır.

***

  1. Muallimi Rahmân olanın, öğrendiği Kur'ân olanın yoluna, işine, zâtına nasıl kurban olmazsın? Ne mübârektir o varlık!
  2. Kur’ân demek din demektir.
  3. Din bir merdivendir. O merdivenden çıkmayanın Allah’a erişmesi, Yaratıcısı ile huzur bulması, O’nun huzurunda kıyâm etmesi mümkün değildir.
  4. Vahyin çeşitli şekillerde zuhuru vardır: Kalplerde, hâfızalarda, ayda, güneşte, deryada zuhuru gibi.
  5. İnsan nerede mecâz, nerede hakikat kullanacağını öğrenirse mütehakkık olur. Yerlerini değiştirir ve karıştırırsa halt edenlerden olur. Mecaz olması gereken yerde hakikatı, hakikat olması gereken yerde mecâzı söyler ve böylece uygulamaya kalkarsa sapıklardan olur.

***

  1. Allah'ın Kur'ân'dan başka vahiyleri de vardır. Vahiy dediğimiz zaman sadece Kur'ân değildir. Hadisler de vahiydir. Evliyâya bildirilen şeyler de vahiydir; arılara yaşama dair verilen ve içgüdü dediğimiz şeyler de vahiydir.
  2. Vahyin en büyüğü kitap vahyidir. Kitapların en büyüğü de Kur'ân'dır.
  3. Küfrân-ı nimet, Allah'ın azabını ve gazabını muciptir.
  4. Allah bizi mecbur bırakmıyor. Ne zaman kendini mecbur hissedersen, o zaman terakkiyi kaybedersin. Halbuki Allah bize irâde-i cüz'iyye vermiştir. Yani zıtları da algılayabileceksin, eğriyi-doğruyu da göreceksin. Bilmenin, mârifetin, tanımanın anlamı budur.
  5. Mükellef yaratıklar olan insanlar ve cinlerin hem nurani yönleri vardır, hem de kesif olan, yoğun olan maddi yönleri vardır. Maddi yönleri onları şeytanlığa doğru çekerken, mana yönleri, ruhani yönleri onları melekliğe çeker.

***

  1. Nefis maddenin, ruh ise mananın âşığıdır.
  2. İç âlemimizi halletmeden suret âlemiyle boşu boşuna uğraşmayalım!
  3. İnsanların ve diğer varlıkla­rın da kendi âlemleri içerisinde doğuş ve batış yerleri bulunmaktadır.
  4. Doğmak varlığın nişânesidir. Bir bakıma varlık doğmak ve batmaktan ibarettir. Varlıklar doğar ve sonunda batarak kaybolup gider­ler.
  5. Hayat doğmak ve batmaktan ibarettir. Mutlaka doğan batacaktır. Batmayan bir tek Allah'tır! Doğmak ve batmak mahlukların, yaratılmışların sıfatıdır.

***

  1. Batmak istemeyen, batmayana yönelmelidir. Kimdir O? Allah’tır!
  2. Allah'ın sonsuz te­cellileri vardır, isimlerinin sonsuz tecellileri vardır. Gelirler, görünürler, allanırlar-pul­lanırlar, arzı endam ederler, maceralar oluşur ve sonunda:“Biz Allah'tan gelir, Allah’a döneriz." derler.
  3. Allah bu âlemden bizi alırsa bir başka âleme gönderir. O'nun sonsuz âlemleri vardır, bir tek âlemi yoktur.
  4. İman en güçlü anahtar, en güçlü silah, en güçlü servettir; bu servete sahip ola­nın fakir düşmesi, yoksul kalması mümkün değildir.
  5. Cemalden gelen, cemâle doğru adım atar.

***

  1. Doğan şeyler insana şer de, hayır da getirebilir. Onun için bunun hayra dönüşmesi, sana hayırlar getirmesi için özellikle Allah’a yalvarıp yakaracaksın.
  2. Kavuşmak ayrı, ka­rışmak ayrı şeydir.
  3. Zıtlar daima birbirini gözetler; birbiriyle altüste gelmek, birbiriyle boğuşmak, biri diğerini alt etmek, biri diğerini yutup yok etmek ister.
  4. Allah yarattığı varlıkları hadsiz bırakmamıştır. Hepsinin haddi vardır, sınırlarını aşmazlar.
  5. Allah'ın varlığının, birliğinin alâmetlerini, belgelerini ne kadar çok bulabilirsek, imanımızdaki artılar da o kadar çoğalacaktır.

***

  1. Her bulduğun âyet senin için bir artıdır.
  2. Su ve kara dünya için önemli olan iki ana unsurdur, hayatın temel kaynaklarıdır.
  3. Feyiz akış demektir, akan şey demektir ve tüm duyularımız, duygularımız, kılcal damarlarımıza varıncaya kadar hepsi, bu akış sayesinde hayatın nakışlarını göstermektedir.
  4. Akma­yan bir şey yoktur; her şeyde akış vardır.
  5. Celâlin mazhariyetiyle batış meydana geliyor; Cemâle ait olan sıfatların, es­manın neşv-ü nema bulması ve tecellisiyle de doğma hadisesi meydana geliyor. Ancak bu iki isimden biri diğerini imha edemez. Ne Cemâl ta­mamen Celâlin yerine geçebilir, ne de Celâl tamamen Cemâlin yerine geçebilir.

***

  1. Müminler, yeryüzünde tatlı su kütlesini; kâfirler de acı su kütlesini ifade eder. Allah bu ikisini birbirine salıvermiştir. Karşı karşıya gelirler, ama asla biri diğerini yok edip de yerine geçemez! Onun için her zaman iman eden de, küfreden de bulunmuştur.
  2. Her şeyin tatlısı azdır: Günlerin tatlısı azdır, saatlerin tatlısı azdır, gülme günlerimiz ağlama günlerimize göre daha azdır. Kırk güne, bir gün! Kırkta bir! Gerçek iman erlerinin huzuru da kırkta birdir.
  3. Bu âlem batış âlemidir. Bu aşamadaki madde âlemi batma âlemidir. Onun için maddeden sıyrılacaksın. Maddeden ne kadar soyutlanırsan, bu süfli âlemden ne kadar uzaklaşırsan o kadar saâdet bulursun.
  4. Sa­âdet, süflilikten ulviliğe çıkış yoluyladır. Onun için Allah müminlerin kitabını ulvi âleme çıkarıyor. Ama sefil yaratıkların kitaplarını aşağıların aşağısına atıyor.
  5. İnsan ruhu bir deniz, insan nefsi de bir umman gibidir. Ne nefsin sırrına erebilirsin, ne de kalbin sırrına erebilirsin. İkisi de Allah’ın yarattığı esrar dolu tılsımlı varlıklardan iki şeydir.

***

  1. Nefis, acı suyu temsil eden bir kütleyi oluşturur, insan ruhu ise tatlı sulu bir denizi oluştu­rur.
  2. Kalp, nefis ile ruh arasında bir berzahtır. İkisinin alışverişini kalp sağlar.
  3. Başımıza gelen musibetler, yaptığımız hatalar yüzündendir.
  4. İnsan ne kadar derece alırsa, ne kadar kemale ererse, ne denli olgun ve dolgun olursa, Allah Teâlâ’dan alacakları da o nispette olur.
  5. Kişinin derecesi yükseldikçe Allah'tan aldığı feyizler, bereketler de artmaktadır.

***

  1. Keremin ve lutfun sonu yoktur. Hukuk ayrı, lütuf ayrı şeydir. Mahkemeler lütuf yeri değil, hukuk yeridir. Ne fazla, ne az hukuk!
  2. Hakk'a karşı hak iddia etmek edepsizliktir. Biz kim olmuşuz ki: “Benim hakkımı ver” diyelim?! Ne imiş bizim hakkımız? Sen O’nunsun, her şeyin O’na ait! Kölenin hakkı olur muymuş hiç?
  3. Uluların her günü bayramdır.
  4. Allah Teâlâ kuluna bir şey vereceği zaman evvela ona ilhamda bulunur, gönlüne istek verir. Buna göre kul istirhamda, istekte bulunur ve böylece Allah da ihsan eder.
  5. Cennete dünyadan giden hanımlar hurilerden daha farklı olacaklardır. Çünkü onlar iman etmişler, dünyada çile çekmişler, emek vermişler, mârifetullah sahibi olmuşlardır. Bu nedenle, ne kadar yüzlerce huri olsa da bu dünyadan giden, cennet-i âlâya girmiş hanımlar, onların hanımefendisi olacaklardır.

***

  1. İmtihan geçidinden geçen varlıklar, sairlerinden üstündürler.
  2. Cennet tablolarının çoğu dünyadaki hatıraları yansıtacaktır. Cennet-i âlânın zevklerinden birisi de budur.
  3. Allah'ın nimetlerine, ihsanlarına, ikramlarına karşı tok gözlülük edepsizliktir. İnsanların nefsi ilgilendiren, sınırı aşma yönünde olan şeylere karşı bu âlemdeki kanaatleri ise güzeldir.
  4. Cennet-i âlâ ihsan yeridir, ikram yeridir; orası kanaat yeri değildir.
  5. Ulular, vermeyi severler. Allah da vermeyi sever, O son derece kerimdir, derecesi olmayan bir ululukla, cömertlikle ikram ve ihsan sahibidir.

***

  1. Dünya perdeli bir alemdir!
  2. Allah şerri senden uzak kılmakla, eksiyi senden uzak tutmakla, sana büyük bahtiyarlıkta bulunmuştur.
  3. Vahiy kâtibi olmak bile adamı kurtarmaz! Daima Allah'tan korkacak, edep içersinde olacaksın!
  4. Allah'ın zâtî sıfatları şunlar, subûtî sıfatları şunlar... diyerek saymışlardır. Ancak Allah'ın sıfatları bu kadar değildir. Allah Teâlâ sayıya gelmez. O’na ait olan şeyler rakamlarla ifade edilmez. O, o kadar değildir. ‘Kadar’ değildir! Allah ölçüye gelmez ki! Ancak sen ve ben ölçülüyüz. Dolayısıyla ölçüsüz olanı ölçülü olan ne anlayabilir, ne kavrayabilir!
  5. Hiçbir efendi, yerinde oturan tembeli eriştiremez ve ulaştıramaz! Kendimizi kandırmayalım! İblis bizi kandırır: “Allah fazilet sahibidir, kâdirdir, rahimdir, lütuf sahibidir...” der, seni aldatır. Sen yatarsın, fisk-ı fücura dalarsın, haramlar vadisinde gezer-tozarsın! Sakın bunlara aldanmayalım, uğraşalım, didinelim, âyetlerin nuru ile yürüyelim.

***

  1. Sünnetullah demek, Allah'ın metodu, yolu demektir. Allah'ın yolu ne demektir? Sana göre, bana göre Kur'an'dır, Peygamberin açtığı yoldur, bizim O’na gittiğimiz yol demektir, din demektir. Ama Allah'a göre yol, kendisini varlıklara arzetmesi, tanıtması olayıdır.
  2. Allah bütün yarattıklarını "Rahman" bağı ile bağlamıştır. Bütün güzelliklerin ve hayırların Rahman'da bittiğini görürsünüz.
  3. İman, küfür varsa vardır. Cennette iman diye bir şeyden söz edilmez.
  4. Biz tefsir okuyoruz, ama aslında Kur'ân zaten bir tefsirdir.
  5. Allah Teâlâ Hazretlerinin ZâtAkdesi kendisini varlıklara arzederken bütün işlerinde tabiri caizse iki yüz, iki kategori, iki açı ortaya çıkar. (ولكل شيئ وجهان) )“Her şeyin iki yüzü vardır.”) Birisi, kereme ait olan ikram yüzüdür. Bu, Allah Teâlâ'nın cemâl yüzüdür. Birisi de, celâl yüzüdür. Bütün olanlar bitenler bu iki oluktan akar.

***

  1. Bu âlemde hiçbir yaratık yoktur ki celâlden nasibi olmasın; hiçbir yaratık da yoktur ki cemâlden, ikramdan nasip almamış olsun.
  2. Cemâl sızlatmaz, acı vermez.
  3. Müminin kabirde çektiği sıkıntılar azap için değildir. Tathir içindir, temizlenmesi içindir ve temizlenip layık-ı veçhile cennet-i âlâya, huzura layık bir şekle getirilmesi içindir.
  4. Her ismin mâsadağı, mâkesi vardır. Her sıfatın bir mecrası ve meydanı vardır. Meydanları karıştırmayacaksın. ‘İlim meydanı’ ile ‘kudret meydanı’ birbirlerinden ayrıdır. Aynalar da ayrıdır. ‘Kudret aynası’ ayrıdır; ‘ilim aynası’ ayrıdır.
  5. Dünyada kudret sahibi olan, ilim sahibi olmayabilir.

***

  1. Her gördüğünüz yüzü gülen, hak olarak gülmez. Bilenler hak olarak bilmez.
  2. Kul daima isteyecek; ama taş gibi olmaz! “Verirse verir, vermezse vermez!..” şeklinde efelik olmaz!
  3. Algı mekanizmaları, duyularımız, duygularımız apayrı bir sermâyedir. Onlar işyeri kabilindendir.
  4. Bu dünyaya ticâret yapmaya geldik. Bu dünya bir ticârethânedir; âhiretin bir pazarıdır, diğer bir deyişle tarlasıdır.
  5. Cennet-i âlâda verilecek nimetlerin sonu yoktur; hiçbiri eşit değildir.

***

  1. Ölüm gelinceye kadar bu âlemde bitmeyen bir kulluk sürecine giriyoruz.
  2. Kıyâmet büyük bir fitnedir! Durup dururken bu olay gerçekleşmeyecek. Bu olayda en büyük sebep insanoğludur.
  3. Geri sayma işlemi Hz. Âdem’in dünyaya inmesiyle başlamıştır. O günden bu güne geriye sayma devam ediyor.
  4. Her yaptığımız günahtan bizim göremediğimiz ve tabiri caizse bir canavar oluşuyor. Canavar diye bir varlık yok, canavarlaşan insanlar vardır.
  5. İnsanoğlu üreten bir varlıktır; ya şer ya da hayır üretirsin. Şerler bu âlemde kalır, ama hayırlar bu dünyada kalmaz.

***

  1. Yanımızdakiler tükenir ve bizi de tüketir! Tükenen tüketir; bu seninle kâim olan bir özelliktir.
  2. Kıyâmetin en önemli vasıflarından birisi, el-hercü ve’l-merc’dir; yani kıtâlden ibarettir. Öldürmek moda olacaktır! Allah da onlara öldürmek nasıl olacakmış gösterecek!
  3. Kıyâmetin vukûu bütün varlıkları etkileyecektir; ölmüş olsalar bile!
  4. Cennetin nimetlerinden birisi de kıyâmetin vukuu esnasındaki oluşumları ve olayları izlemektir.

100.   Dâbbetü'l-arz çıktı mı, çıkmadı mı; Mehdi çıktı mı, çıkmadı mı sana ne! Sen vazifeni yapıyor musun ona bak!

 

***