MÜZZEMMİL SURESİ 20.ÂYET

 

KURÂNDAN OKUNAN BÖLÜM

NESEFİ TEFSİRİ'NDEN OKUNAN BÖLÜM

{ } { } { } { } { } : . : { } { } .

İÇERİK

1.      Kurndan Okunan Bölm

2.      Tefsirden Okunan Bölm

3.      Srenin İsmi ve İeriği

4.      Rislet ve Ulhiyetin Pf Noktası

5.      Resln Brnme Keyfiyeti

6.      Resln Sorumluluk Aıları

a) Allaha Olan Sorumluluğu

b) Kula Yönelik Sorumluluğu

7. Hz. Muhammedin Âlemlere Rahmet Oluşu

8. Cihada Hazırlık Nasıl Olmalı?

9.Ednada Kıyam, Ednaya Kıyam

10.Miracın Çekirdeği namaz

11.Kalplerin Tasrifi

12.Kendimizi Unutmayalım

13.En Yakın Pozisyon

14.Maiyyet Sırrı

15.Lnetli Varlıklar

16.Kurnın Kolay Oluşu

17.Kurnda Beş Vakit Namazın İfade Edilişi

18.İman-Kurn-Namaz Üls

19.Gnde En Az Yz Âyet Okuyalım

20.Kuldan Gelen Fazilet

21.Sorumlusun Zorunlusun

22.Farklı Farklıyız

23.İnsanın Vasfı Hastalık

24.Hastalığın Hikmetleri

25.Misafir Hastalık

26.Hayat Felsefesini Yaratandan Öğrenelim

27.İşaretler Âlemindeyiz

 


EDNAYA KIYAM EDNADA KIYAM

Değerli Kardeşlerim, Kıymetli Mminler!

Yce Allah bizleri mağfiretiyle, ltfuyla, keremiyle affına mazhar eylesin! Önmzdeki Aziz Kitabının hrmetine yce derecelere eriştirsin. Fitnelerden, fesatlardan cmlemizi azd eylesin. Kurn-ı Azimşşanın nuruyla yakin (ölm) gelinceye kadar kulluğumuzda istikamet nasip eylesin. Onun nuru ile kabre girmeyi, orada dosdoğru şekilde Mnker ve Nekire cevap vermeyi ve bu vesile ile kabrimizi cennet bahelerinden bir bahe eylemesini Yce Rabbimizden diliyoruz, kabul buyursun. (Âmin!)

Bu hafta tefsirden okuyacağımız bölm Mzzemmil Sre-i Cellesinin 20. yet-i cellesi olacaktır. Okumaya bu bölmden devam edeceğiz. Mfessirimizin beyanı vehile de anlatmalarımızı srdreceğiz. Allah Tel hakkıyla anlamayı, anlatmayı ve gereğini hayat safhalarına aktarmayı cmlemize nasip eylesin.

Srenin İsmi ve İeriği: Sre-i Cellenin ismi olan Mzzemmil, Peygamber-i Zşanın bir ismi olarak da ifade edilmektedir. Bu sre Peygamber-i Zşanın nbvvetinin ilk anlarını, ilk dönemlerini iermektedir. Bu dönemler ierisinde örtlere brnmesi, risletini bir takım hicaplarla örtmş olmasından dolayı Yce Allah, sıfat yönyle Ona Mzzemmil ismini vermiştir. (Bundan sonra gelen Mddessir Sresi de hemen hemen aynı anlamı taşımakta ve bu srenin hemen akabinden gelerek aynı dönemi anlatmakta ve aktarmaktadır.)

Rislet ve Ulhiyetin Pf Noktası: Bu srede, Peygamber-i Zşanın bu vaziyeti Yce Allah tarafından değerlendirilmekte, kendisinin brnmesi değil, aılması gerektiği ifade edilmektedir. Örtnmek değil, aılmak gerekmektedir. Rislet, ulhiyyetin inkişafı anlamındadır. Rislet, peygamberlerin misyonudur, ulhiyyet Allahın misyonudur. Tanrılık, Allaha ait, rislet de beşere aittir. Bu meyanda ulhiyyet, insanların ötesinde, insan duyu ve duygularının verasında, stnde yer alan Tanrılık konumu ve durumudur ve sadece Allaha ait olan bir mertebedir. Biz buna Ulhiyyet Mertebesi diyoruz. Mertebe-i Ulhiyet, Tanrılık mertebesidir.

Tanrı, varlıkları tedbir eden, yöneten ve rububiyyet yönyle de terbiye eden yani onların kıyamını sağlayan, onları yediren iiren, onlara hayat bahşeden, trl yönleriyle varlıklara kıvam ve devam veren Zt demektir. Bunun bilinmesi, görnmesi lzımdır. Çnk Yce Allah varlıkları yaratmaktan gayesinin, amacının bilinmek, sevilip takdir edilmek olduğunu beyan etmektedir.[1]

 

Gelen rivayetlerden bunları anlıyoruz. Şimdiye kadar bizlere aktarılan dini esaslardan bunları ıkartıyoruz.

Resln Brnme Keyfiyeti: Yaratan, mademki bilinmek istiyor, o hlde gizli olan bu hakikatin, bu sırrın aşikr olması, meydana ıkması; aktarılması ve öğretilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenle Yce Allah, beşerden birisini semiş, ona resl veya neb ismini vermiş ve seilmişlik yönyle de ona Mustafa demiştir. Mustafa (a.s) son mmete gönderilen son peygamber olarak bizim muallimimizdir, bizim reisimizdir. İşte bu Gzel Zt, Allahtan rislet görevini almış ve rislet görevini stlendikten sonra örtlere brnmştr. Bu brnme olayı hem sr olarak hem manev olarak gerekleşmiştir; kendini bir köşeye ekmiş, bir nevi iine kapanmış ve dış (zahir) yönyle de zerine örtler örtmştr. Bu örtnme ve iine kapanma, dışarıdan gelen tepkilerden kaynaklanan bir olaydır. Onun zerine gidilmesi, Ona nahoş sözler söylenmesi, Onun sıkıştırılması böyle bir vaziyet almasına sebep olmuştur.

Resln Sorumluluk Aıları: Yce Allah, rislet görevi verdiği bu ztı iki aıdan sorumlu tutmuştur:

Ø                Birinci aı, Allaha olan sorumluluğudur. Yce Allaha karşı olan yanıdır,

yöndr. Bu yön tamamen beyneh ve beynellahtır yani Allah ile kendisi arasında olan bir boyuttur. Bu yönyle rislet sahibi olan Resl Muhammed (a.s) özel bir terbiye almaktadır. Yce Allahın sonsuz ltuf ve kerem denizinde yzdrlmektedir. Sonsuzluk ufkunda kanat ırptırılmaktadır. Çnk ycelişin sonu yoktur, sınırı yoktur. İşte bu yönyle Peygamber bir anlamda Allahın öğrencisidir, talibidir ve terbiye görmektedir.

Ø                İkincisi; Resln diğer bir aısı, diğer bir yön de vardır ki bu da beşere

yöneliktir. Bu yönyle de öğrendiklerini ve Cenabı Allahtan aldıklarını insanlara aktarmaktadır. Allahın kulları yani ibdullah olan beşeri bir bir terbiye etmek, eğitmek; onları da Yce Hakkın katından, ltfundan, kereminden haberdar etmek, onları da yce derecelere ıkartmak Peygamberin bir görevidir. O hlde peygamber iki yönden mesuldr. Birincisi, Allaha yönelik olarak özel yön ki bu, alma, eğitilme, öğretilme mertebesidir, Onun muallimi sadece Allahtır. Onun terbiye edicisi sadece Yce Rabbimizdir. Bu yönden arada bir başkası yoktur.

Beşere yönelik olan ikinci aısı ise lemlere rahmet olma keyfiyedir.

[2]

 

                  Ey Resl, ey Muhammed, biz seni lemlere ancak rahmet olarak gönderdik.

yetinde Yce Allahın beyan buyurduğu gibi, lemlere rahmet olma keyfiyetidir ki alıcılık değil vericilik mertebesidir.

[3]

 

                  Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden harcarlar.

 

Hz. Muhammedin Âlemlere Rahmet Oluşu:

Yce Allahın kendisine rızık olarak verdiği, başta rislet olmak zere sonsuz nimetlerini, layık olanlara; beşere, sadece beşere değil cinlere, sadece beşere ve cinlere değil dağlara, taşlara, göklere, yerlere, bayırlara, ayırlara, zerrelere varıncaya kadar her şeye rahmet olarak harcar. Muhammed (a.s) sadece insanlara değil lemlere rahmettir. Âlemin-nsa değil, lemil-cinne değil tm lemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Karıncalar da buna dhil, zerreler de kreler de melekler de buna dhildir.

*               Melekler dahi Muhammed (a.s)ın rahmetinden, nurundan beslenirler.

Onun iin "lemlere rahmet" denilmiştir. İşte bu yönyle Muhammed (a.s), vericidir, i't edicidir, Allahın verdiklerini kullarına dağıtıcıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s):

[4]

 

h              Allah verici, ben de taksim edenim buyurmuşlardır.

Peygamber (a.s) kendisine ait olan bu pozisyonu, bu vaziyeti bu şekilde ifade etmişlerdir. Allah verici, yani bana Allah verir, ben de size taksim ederim. demektedir. Onun iin Gsim (a.s)dir. Peygamberimiz taksim edicidir, paylaştırıcıdır. Yönelişe göre pay edicidir. Allah iin, ne kadar can atıyorsun, ne kadar heyecanlısın, ne kadar can veriyorsun, o kadar can alıyorsun.

"Bir can veririm Efendime,

Bin can bulurum kime ne?"

diyen Derviş Yunus gibi Yani bir veririm bin alırım; kim karışır ki bana?! Can benim, patlıcanlar senin olsun! Ben bir tane canımı veriyorum, seni bilmem, diyor. Yer misin, ier misin, yedirir misin, iirir misin, ona karışmam ama ben veriyorum.

Gönl verenlere, verilir. Muhammed (a.s) e kim gönl verdiyse, kulak verdiyse, el verdiyse; el verdiği ölde almıştır.

[5]

 

"veya hazır bulunup kulak veren"

El verdiği ölde elverişli olmuştur. Ne kadar elverişliyse o kadar verilir ve alınır. İşte Allahın Resul bu minval zere dağıtıcıdır, paylaştırıcıdır.

Yce Allah bu sure-i celilenin başında, Peygamber-i Zşana bakıyor, aılması gerekirken brndğn görnce;

[6]

 

                  Emr olunduğun şeyi aşikr et (ey Resul). diyor.

 

[7]

 

Niye gönderdik ki seni? Sana biz bu görevleri verdik, bu din ile seni ykml kıldık. Neden?

                    Allahın gönderdiğini btn inanışların fevkine, stne ıkarasın diye.

Hepsinin fevkine vahdet sancağını dikesin diye. Daha doğrusu meydana ıkıp, meydan okuyasın diye gönderdik seni. Kenarda köşede gizlenesin diye değil. Kalk! diyor ve yeniden bir palazlandırıyor Muhammed (a.s)ı, yeniden tahrik ediyor, yeniden kuşandırıyor, giyindiriyor

Bu surede bir cengverin; takması gereken silahlarla silahlandırılışını, giyindirilişini, kuşandırılışını; velhasıl sultanın savaşa ıkacağı zaman bilirkişiler tarafından donatılması gibi savaşa, hamleye hazırlanışını göryoruz. "Silhını kuşandı" diyoruz değil mi? Kuşağını kuşanır, sarığını kuşanır; derken hazır hale gelme durumudur kuşanmak. "Giyindi kuşandı ıktı." Hazırlanmış, nereye gidiyorsa ona göre hazırlanmış. Kimisine kravatla gider, kimisine kır atla gider. Gideceğin yere göre Savaşa giderken tabi ki konumu, durumu, zifaf gecesindeki gibi olmaz. Hepsinin konumu ayrı, pozisyonu farklıdır.

Cihada Hazırlık Nasıl Olmalı? Cihat hli ok farklı bir hldir. Korkutucu olması lazımdır. Zifaf gecesinde korkutucu bir tavır olmaz. Korku o geceye uygun değildir. Korku savaş meydanına uygundur. Bakışlarını değiştirecek, hiddet ve şiddet kuşanacaktır. Hem dışarıda silahlar, vurucu kırıcı aletler şakırdayacak hem de göznde şimşekler akacak. Gerekirse tırnakları uzatacak. İpekler giyinecek. Böyle allanan, şanlanan uuşan kanat gibi pelerinler giyecek. Öyle şeyler giyinecek atın stnde. Yce Allahın adını kahırla beyan edecek. Yani ey eşekler, ey domuzlar, vahdet bahesini iğnediniz, Yce Hakkın kutlu tarlasını talan ettiniz. Ey domuzlar, işiniz ne burada, sarayın bahesinde. Ey slkler. En aşağılık kelimeleri kullanacaksın. Yce Allahın defterinde, divanında bu sadece gvur olarak geer.

Deki: Ey keferetl-fecere [8]

 

Bu, en ağır laftır. Çnk bu laf insanı ebedi cehenneme sokucu, suluların adıdır. Onların artık dnyadaki adı gemez. Onların mşterek adı gvurdur. Yce Allah onlara ey gvurlar diyor. İşte efendim palazlanan yiğit meydana böyle ıkar. Yce Allah Peygamberini burada yeniden palazlandırıyor, yeniden giydiriyor, kuşandırıyor. Btn gerekli olan dinamitleri, bedenine gerekli olan silahları yerleştiriyor. Ne lazımsa. Surenin özn bu şekilde değerlendiriyorum, bu şekilde ifade ediyorum.

Rislet bir aılma olayıdır, ama olayıdır ama bakıyoruz ki peygamber burada brnyor, örtnyor. Örtnmen iin değil aılman iin gönderdim seni.

Aıl susam aıl cinsinden, aıyor, geliyor. İşte bu srede Yce Allah bizzat, kontrolden geirmek amacıyla tek tek mekanizmaları elliyor, dzeltiyor, kıvamına getiriyor ve haydi şimdi hamleni yap dercesine byk bir hazırlık ifade ediyor. İşte bu hazırlıkların, bu kutlu hamlelerin ierisinde gece huzurda kendisine tertip dzen veren sahibinin huzurunda kıyam edişi var.

Ednada Kıyam, Ednaya Kıyam: "Kalk ben geldim! Yce Allah sanki kalk ben geldim, diyor.

Komutan geldi. Askere sanki kalkın komutan geldi, hazır ol, dercesine bir gelişten, duruştan söz ediyor. Burada Allahın Peygamberine olan iltifatlarını göryoruz. Peygamberi Zşanın gece vakti uyumadığını; dşmanların uyuduğu anda, gözden nihan olduğu anda Allahla buluştuklarını göryoruz. Yce Allahla olan özel buluşmanın gece vakti gerekleştiğini göryoruz. Bu gece vaktin de esas olan Yce Allaha yaklaşmaktır. Deminden belirttiğim gibi Peygamberin iki boyutu; pozisyonu vardır. Birincisi doğrudan Allah ile olan temasıdır ki bu ikilinin arasına bir ncnn girmesi mmkn değildir. Bu ok özel bir durumdur. Bu alma noktasıdır. Peygamberin Allah tarafından donanmasıdır. Sonsuz ltuflara mazhar oluş makamıdır ki bu makama Makam-ı Mahmut veya Vesile makamı denir. Muhammed (a.s)ın vardığı nokta budur. Bu nokta Edna Mertebesidir. Gabe Gavseyn Mertebesidir. Bu esmanın son bulduğu noktadır. Peygamberin Allaha yaklaştığı edna mertebesidir. En yakın olduğu mertebedir. Mesafe olarak da en yakın olma durumudur. Zira varlık varsa mesafe vardır. Mahlk mesafeli varlıktır. Yaratan iin mesafe söz konusu değil. Mesafe ölmdr. Allah ölye gelmez. Öl yaratılmışlar iindir. Bu nedenle Peygamberin hareketlerinde hep öl vardır. Ama bu öl en son raddeye ulaşmıştır. Artık neredeyse hibir mesafe kalmamıştır.

[9]

 

                  İki yay aralığı kadar veya daha yakına vardı.

 

Miracın Çekirdeği Namaz: Bu sır Peygamberin mzzemmillik döneminde bir ekirdek olarak ortaya ıkmıştır. Miracın sırrı namaz şeklinde ortaya ıkıyor ki namaz ekirdektir. Miracın ekirdeğidir. Ve bu ekirdeği ne kadar geliştirebilirsen mirata o derece gl olur. Ve ili olur. Onun iin ziraatın mbarek olsun. İyi öğren, nasıl dikilir. Nasıl geliştirilir. Nasıl yetiştirilir. Bunları bil ki rnn bol olsun. Yoksa kısır olarak kalakalırsın. Eğer zamanını, zeminini ve şartlarını bilmezsen en gzel tohuma sahip olsan da bir şey elde edemezsin. İşte Bu Aziz Kitabı takip et ki tohumunu nasıl yönlendireceksin ki o tohum senin kalbindedir. Kalbini nasıl evirip evireceğini, ne yöne tasrif edeceğini Muhammed (as)ın eşliğinde öğren. Olması, yapılması gereken asıl iş budur. İşte biz de onun iin gayret ediyoruz. Çalışmamızın yegne amacı budur. O ( ) tasrifir- riyahta, ( ) tasrifil- kulub da vardır. Allahın rzgrları yönlendirmesi, evirip evirmesi kudretinin şanındandır. İlminin iktidarının, gcnn alametidir.

[10]

 

Kalplerin Tasrifi: Burada kalplerin tasrifi vardır. Kalplerin tasrifi, Hakka doğru olmasıdır. Kalp ibresinin, gönl ibresinin Haktan yana olmasıdır. İbrenin Onu göstermesidir. Ona işaret etmesidir. İşte bu da Allahın inayetiyledir. Eğer sana Onu gösteriyorsa, Ona doğru cezbolursun. Ona doğru yrrsn, gidersin, koşarsın, kaarsın, akarsın. Eğer bir an olsun seni salıverirse ibre bir anda şeytanın teması ile ters yöne geer. Ve kalp nereyi gösteriyorsa bnye o tarafa akar. Melekt yön o tarafa akar gider. Nefis nereyi gösteriyorsa, suni lemde el-ayak, göz-kulak oraya gider. Mana yönyle kalp nereyi gösteriyorsa manevi olan duyular o tarafa yönelirler. Nefis buraya bakar, gönl oraya bakar. İkisi ayrıdır. Keşke birleşseler, keşke birlikte olsalar, ikiliği bıraksalar da birliğe geseler. Aliyyl- Ala olur. Ahsenl- Hsnaya erişirsin. İşte onun iin uğraşıyoruz. Bu ikiliği gidermek iin uğraşıyoruz. Kalp bir tarafta, nefis bir tarafta olsun diye değil. Adam ok iyi, hacıdır, abiddir, zahiddir ama karısını hi sorma. Lut Nebinin ki gibi. Lobut gibi lobut. Lutun lobutu gibi. Karısı böyle ama adam şeker gibidir. İşte bunun gibi kalp şeker gibi daim şkrdedir. Ama eşi var ya gvur gibidir. Şkrsz, arsız hep tersine hareket eder. Sonu helke maruz kalmaktır. Bu kişinin sonu, suni lemde bu şekilde noktalanmıştır. Bu bir ibret tablosudur; manayı iyi teşhis etsinler diye anlatılmıştır. Manayı iyi anlasınlar ve akılları iyi kavrasın diye verilen bir misaldir. Yoksa biz oh olsun demeyiz. İnsanın nefsi kendinden ayrılır mı? Ondan kurtulmak kolay oluverse; defol git diyerek bu dnya da boşayıverirsin, ayrılırsın. Eşler birbirini belli bir yerde ekemeyince hadi sen yoluna ben yoluma deyip ayrılırlar. Ama bu ierdekinden ayrılık yok. Dolayısıyla kalbi cennete gitsin de nefis cehenneme gitsin, yok, bu mmkn değildir. Ondan ayrılamazsın. O senin başının belasıdır. Onun iin, gelin, ıslah iin alışın. Ondan kurtuluş yoktur. Benim iim sağlam. Siz benim böyle görndğme bakmayın. Böyle derbederimdir, elim- ayağım, gözm- kulağım fısk-ı fcurdadır ama iim ok temizdir, kalbim ok iyidir. Ben Allahı ve Resln ok severim. Tamam, inkr etmeyiz; olabilir, olmuş da olacaktır da. Ama bu bir are değil. Bu senin yanmaman iin azap görmemen iin bir mazeret değildir. Kalbin iyi olduğu iin ebedi azaptan paayı kurtarırsın. Ebedi cehennemde kalmazsın. Ama o nefsin burnu srtlecektir. O nedamet duyacak, pişman olacaktır. O yaptığının belasını bulacaktır. Bu da ya kabirde ya mahşerde cehennemde gerekleşir. Mutlaka yolun oraya uğrar. Onun iin dervişin dediğini tekrar hatırlatalım. Ey hoca diyor. Bir hnerin varsa gel nefsini Mslman eyle. Sen herkesi Mslman edeceğim diye uğraşıyorsun ama unuttuğun bir şey var. Nefsini unutuyorsun.

[11]

İnsanlara iyiliği gzelliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?

 

Kendimizi Unutmayalım: Kendimizi genelde unuturuz. Unutmamak gerekir. Allah unutturmasın.

En Yakın Pozisyon: Yce Peygamberi, Yce Allah donatıyor. Gecedeki hassas noktayı ona bir şekilde tesbit ettiriyor. Yanaştın ey Muhammed yanaştın, biraz daha biraz daha ve biraz daha diye diye, yarısıydı, şu kadar kaldı bu kadar kaldı, tamam. En yakın pozisyona geldin. Gördnz m ayarlama bu şekilde edna mertebesinde noktalandı efendim. Ama sadece Muhammed (a.s) sorun değil. Bir de Muhammed (a.s)ı izleyen grup var. Onu takip eden, taklit eden bir grup var. Onları da dzeltmek gerekir. Mademki peygamberi böyle izliyorlar, kaırmıyorlar. Ama peygamberin bulunduğu dereceyi görmek mmkn değil. Çnk peygamberle Allah arasında bir nc yok. Ama onların arasında ok şey var. Öyleyse Yce Allah bu sorunu da halletmiştir ve Yce Allah bunu onlara hafifletmiştir. Allah, size hafifletti diyor. Bir taifede seni taklit ediyor. O taifeyi Allah affetti, onları bağışladı, farziyetini onlardan aldı, ıskat eyledi. Bu en yakın mertebenin hakkı nasıl verilecek? Biz biliyoruz ki Muhammed (a.s)ın eriştiği noktaya erişmemiz mmkn değildir. Gabe gavseyn Ona aittir. Makam-ı Mahmut Onundur. Onun eriştiği, ulaştığı bir mertebeye bizim varmamız mmkn değil. Ama Onun evresinde yer alabiliriz. Gönlmz Onun evresinden uzaklaştırmadan beraberlik sağlayabiliriz. Onun cazibe alanına girebiliriz.

[12]

Maiyyet Sırrı: Maiyet sırrına erişebiliriz. Beraberlik tesis edebiliriz. İşte bunun iin yapacağımız iş Okuyun o halde Allah, sizin bu peygambere ait olan, peygamberle birlikte stlenmiş olduğunuz gece yaklaşımına, huzurda kıyama, gecenin vakitlerinin huzura harcanması yönndeki girişime ve bu yöndeki ibadet ve taate g yetiremeyeceğinizi anladı. Yani biliyordu bunu size gösterdi. Takat getiremediğinizi gördnz. Her ne kadar uğraşsanız da zorluyorsunuz. Ben ise zorlamam. Dinde zorlama yoktur. Kerhen bu iş yrmez. Bu aşk ile şevk ile yryecek bir iştir.

[13]

Taha! Muhammed (a.s) a söylyor. Peygamberi Zşanın bir ismi de Tahadır.

                  Ey nebi, ey peygamber ey Taha! Kurn-ı ben sana sıkıntı olsun, sıkılasın, meşakkat ekesin diye indirmedim.

 

Öyleyse okuyun namazda. Burada ki okuyun mutlak bir emirdir. Yukarı da kıyam ile ilgili bölm getiğinden dolayı mfessir namazda okuyun şeklini tercih etti, bu yönde tefsir etti. Eğer buradaki okuma işi namazda, kıyamda ise bu durumda buradaki okuyun emri farziyet ifade eder, farziyet iindir. Yani bu okuma nedir? Yani namazda Kurn okuma farzdır. Namazda Kuran okumadın mı o namaz namaz olmaz. Kıyam ve kıraat namazın rknlerindendir. Kıyam kıraatle olur. Kıyamın kıyamı kıraatledir. Yoksa kıyam kalmaz. Eğer kıraat yoksa kazık olursun. Kazıkta ayakta duruyor biliyorsun. Şu duvar da göryorsunuz kıyamda. Ama Kuran okuyor mu? Yok, öyleyse bunun adı duvardan öte değildir. Direktir bu, bitti. Eğer ahşapsa kazık dersin. Eğer sen de Kurn okumaz da böyle ayakta durursan kazık gibi ne duruyorsun derler. Çekilsene şuradan, engel oluyorsun gelene geene. Ya adam dikmiş kazığı yola, sonra başkaları hangi kazık dikti bu kazığı buraya demiş. Yazık etmiş diyerek onu oradan kaldırmış. Gelene geene engel oluyor diye ıkarmış. Ecir almış. Ama diken onu o maksatla dikmemiş. Dikerken gelen geen bundan yararlanır, belki ykn şöyle zerine koyar, dinlenir, hayvanını bağlar, şeklinde dşnmş. Birilerine göre kazıklık yapmış ama niyetinden dolayı o yine de sevap almış. Velhsıl kazıklanmamış. Ecir alırken karlı bir iş yapmış. İnsanın gzel niyeti hep kar ettirir adama. Ama ierisi eğri oldu mu yaptığın doğru bile olsa havanı alırsın. İlla burası illa burası önemlidir. Çnk insanın insanlık yeri burasıdır. Eli ayağı göz kulağı değildir, burasıdır. Onun iin Allah buramızı daima istikamette kılsın.

Birincisi: Namazda Kurn oku.

Veya ikinci bir tercihe göre burada namazı nerden ıkarıyorsun Allah okuyun diyor. O hlde okuyun, bu mutlak bir emirdir; o zaman namaz dışını da kapsar. Namazın dışında bu şekilde okuma olayı nedir? Bu mendubdur. Yani yaratıcının teşvik ettiği hoş gördğ; terkinde ise vebal olmayan şeydir, gnah olmayan şeydir.

Kuran okumazsan dinlersin. Dinlemezsen okursun. Ne dinleme var ne okuma var o zaman kapı dışarı edilirsin. Senin ne işin var ki mabette. Sen mabet dışı kalırsın. Çnk mminler ya dinlerler ya okurlar. Okursun başkası dinler seni. Başkası okur sen onu dinlersin. İkisi de gzeldir. Kulak da gzel, lisan da gzel. Her ikisinde de kalbini verirsin. İkisinde de kalp yoksa asla maneviyata munkalip olamazsın. Kalp vermediğin srece manevi şeylere kalbin dönşmez. O tarafa dönp bakmaz. O zaman da kalpsiz gibi kalakalırsın. Taşlaşmış, hissiz, yabancı bir kalbe sahip olursun. Bu ise marazlı kalplerde olur. Hastalıklı kalplerde olur. Yce Allah da bunlardan söz eder.

[14]

                  Onların kalbinde maraz vardır. Allah onların hastalıklarını artırsın.

 

Lnetli Varlıklar: Daha ok hasta olsunlar, gebersinler. Çnk haktan yana olmadın mı insanlığını kaybedersin. Yce Allah sana insanlık gibi bir şerefi, onuru haysiyeti bahşetmişken sen bu onuru ayaklar altına alır, hayvanlardan daha öte şeytanlara özenir ve onlar gibi iş görrsen işte o zaman lneti hak edersin. Bugnk insanların oğu lanetli varlıklardır. Dnya lanetlilerle dolmuştur. Lanetli mahlklar radyasyona maruz kalan birisinden daha tehlikelidir. Lanetlenenler, yerler ve gökler iin radyasyona maruz kalandan daha zararlıdır. Onun iin Yce Allah bunun önemini bize anlatırken

[15]

                  Allah oğul edindi diyenlerin ağzından ıkan bu uygunsuz söz sebebiyle nerede ise yerler ve gökler atır atır paralanıp gidecekti.

 

Allah, zorla tutuyorum diyor. Ama ha yıkıldı ha yıkılacak. Bu demektir ki yıkılma zamanı ok yakın. kelimesi, Arap dilinde ha yıkıldı ha yıkılacak demektir. Ha oldu ha olacak. Parampara olmak zere diyor. Her an yıkılabilir. Bunun sebebi lanetlilerin dnyayı evreni doldurmasıdır. Lnetli yaratıklar kimdir? Peygamberin ve kitabın dışında hayat srp insanlık mertebesini kaybedenlerdir. Canavarca yaşıyorlar. Hayvanlardan daha beter. Şu kılıklara kıyafetlere bakınız. Topuklara kadar örtnmesi istenen kadın nerelere kadar aıyor? Ne hllere geldik? O namus. Onun yırtılması demek göklerin yırtılması demektir. Gökler bizim harem dairemizdir, mahremimizdir. Tesettrdr gökyz, o şimdi örtk, örtldr. O bir gn aılacak. Aılınca tm mahremler ortaya ıkacak. Melekler ayan beyan görnecek. Örtnn yırtılması hayra alamet değil.

[16]

 

                  Dediler ki diyor mşrikler, kfirler; biz melekleri görmeden inanmayız.

 

Hani nerde görmek gerekmiyor mu? Görmemiz gerekmiyor mu? Varsa göstersene!

[17]

 

                  (Fakat) melekleri görecekleri gn, işte o gn gnahkrlara mjde yoktur ve (melekler) onlara Size mjde yasaktır, yasaklanmıştır diyeceklerdir.

 

O gn gelince melekleri görrler ama o zaman onlara artık mjde yok. Onlar mjde mi bekliyorlar. Onlara hsran gelecek. O zaman azap ne imiş görecekler. Yani melekleri görmek onlar iin bir azap vesilesi olacak. Hayır getirmeyecek. O hlde inanmayanlara meleği görmek mthiş bir azap habercisidir. O hlde Kuran-ı okuyun. Eğer namaz dışındaysa bu nedb iindir. Mendub anlamındadır. Yani Kuran okumak hoştur, gzeldir, insana saadet verir, huzur verir. Okunmaması ise mahrumiyete sebeptir. Her ne kadar ben dinliyorum, okumuyorum, okuyamıyorum ama hafızları dinliyorum, hatim dinliyorum. Mademki dinliyorsun diyecek bir şey yoktur. İkinci şıkkı yapıyorsun. Tamamen mahrum değilsin. Ama ne okur, ne dinlersen ifadesinin kitapta yeri yoktur. Onlar iin Allah:

[18]

 

                  Kördr, sağırdır, dilsizdir ve onlar asla dönmezler.

 

Bize onlar asla dönmez. Kördr, sağırdır, dilsizdir. Bunlardan oldun mu o zaman işin bitti. Yani ne okuyor, dil yok demektir. Okumayınca dilsiz calay olur. Ne dinliyor. Sağırdır. Ne Allahın ayetlerine göz gezdiriyor, kördr. Bunlar kimin iin söylenmiş. İşte Allahın ayetlerini terennm etmiyorsa dilsiz, duymuyorsa sağır, görmyorsa kördr.

[19]

 

                   Onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da aşağıdırlar. İşte onlar ne yaptıklarını bilmeyenlerdir.

Bunları Yce Allah, hayvanlardan daha beter olarak niteliyor. Çnk hayvanlar Allahı biliyorlar, zikir yapıyorlar. Zikirlerini de biliyorlar. Allahı ne trde zikrettiklerini biliyorlar. Onun iin o varlıklar masum trndendir. Gnahsız olmak Peygamberlerde olan bir sıfattır. Sen onlarla kendini kıyas edebilir misin? Bak o zikrini biliyor, fikrini biliyor ve Yce Allaha isyan etmiyor. Niin yaratıldıysa o minval zeredir. Birok kitapta görmşmdr; bir ok zatlar oradaki ilekeş bir ökz göstermiştir. Ya Rabbi şu masumun yz suyu hrmetine beni bağışla demiştir. Bak nasıl boyun eğiyor. Ben onun gibi yapamadım. Boyunduruğun altında ama hi şikyeti yok. Hep seni zikrederek yaşıyor. Beni bu masumun yz suyu hrmetine bağışla. Kimisi köpeği göstermiştir. Şu köpekten daha adiyim Ya Rabbi. Bu köpek yaratığının hrmetine beni bağışla. Ne kadar sadakat var bunda. Ben bunun gibi olamadım, demiştir. Ululuk işte budur. Köpeği teşhis etmiş. Ökz teşhis etmiş ve yararlanıyor. Etinden stnden değil, hikmetinden yararlanıyor. Adam olmak işte budur. Adam olan hikmet bilir, hikmet görr ve o hikmet doğrultusunda Yce Allah ile diyalogunu oluşturur.

[20]

    Kime hikmet verilirse şunu iyi bilin ki ona ok hayır verilmiştir.

 

Okuyun ey mminler. Birinci sırada ey mminler okuyun.

İkincisi: Ey insanlar okuyun, btn herkese diyor.

1)Uygun geleni, kolay olanı, size. Sizin iin uygun olanı, kolay geleni okuyun.

Kurandan, nereden okuyacağız? Gazeteden mi dergiden mi, yok. Birisi öyle diyordu. İlk gelen yet okuyun diyor, yani ne bulursan okuyacaksın diyor. Yok, öyle! Ne bulursan okunur mu? Katili de okuyacaksın, maktul de, haini de. Olur mu seeceksin. Öyle şey olmaz. Dost var, dşman var. Hanene nasıl sokarsın dşmanını. Onun iin önne gelen şey okunmaz. Zehir trnde şeyler vardır. Onlara bakmayacaksın. Onlara dokunmayacaksın. Adam zehirli mektup gönderiyor değil mi? Dokununca zehirleniyorsun. Bak gördn m her şey okunmaz. Orda oku demiş, ne okuyacağını söylememiş. Ama burada söylyor. İşte oradaki neyi okuyacağını buradan öğreneceksin. Çnk bunlar zaman itibariyle birbirine yakın srelerdir. Birbirlerini tefsir eder. Kuran yetleri birbirini tefsir eder. İşte o efendiler buraya baksınlar. Orda oku mfret, burada okuyun oğul. Orda muhatap tek şahıs hlinde, burada da oğul. O zaman denilebilirdi ki sadece peygamberin mi okuması gerekiyor. İşte Allah, oku diyerek Ona emrediyor. Ama burada sadece ona değilmiş bakın. Okuyun. Demek ki sadece peygamber değil okuması gereken, hepimiz okuyacağız. Herkes okuyacak.

Kurandan size kolay olanı okuyun. İlk etapta dilinize kolay geleni okuyun. En iyi okuyabildiğin yerden oku. Olur ya ıkaramayacağın harfler vardır. Sıkıntı duyduğun harfler vardır. Kolay geleni oku.

İkinci gönln aanları oku. Sıkıntı veren kısımları değil. Nereden daha ok hoşlanıyorsun hangi sureden, hangi ayetler seni daha ok etkiliyor onlardan okuyun. Çnk her surenin bir elemanı vardır. Her yetin bir masadağı, bir matlubu bir maksudu vardır. Hepsinin ehli vardır. Yce Allah hepsini beyan etmiş, tm insanları sarmalamış, btn insanlar bundan nasiplenebilir. O hlde sen sana uyanı al. Hani benzetmek gibi olmasın. Bir giyim yeri. Girmişsin ieri, dolu giysiler var. Hangisi eynine gelir, stne başına yakışırsa ondan al, giy. Sorun değil. Ya ötekilere hakaret olmaz mı? Onları almadım kıskanmazlar mı? Yok. Sen yeteri kadar stne al, giyin tamam. Ötekiler darılmaz. Ama ötekiler irkindir deme sakın. Onlarda iş yok, hepsi pislik bunların deme sakın. Hepsi gzel de ama benim iin bu daha uygun de. İşte mesele budur. Diğerlerine hakaret yok, diğerlerini de sevip sayacaksın, hakkını vereceksin ama senin stne uygun olan vardır, öteki uygun değildir. Hangisi uygunsa onu alacaksın. Böyle de bir kolaylık okuyun derken. Bu şekilde alın anlamına da gelir bu. Okuyun, nk okumak algılamak iindir. Almak iindir. Hepsi gzel ama bu benim iin daha uygun de. Diğerlerine hakaret yok, diğerlerini de sayıp seveceksin ama senin stne uygun olan vardır, öteki uygun değildir. Hangisi uygunsa onu alacaksın. Okuyun derken, alın anlamına da gelir. Çnk okumak almak ve algılamak iindir. Eğer alma niyetin yoksa okumanın bir anlamı yoktur. Anlama niyetin yoksa boşuna okuyorsun demektir. Okumak anlamak iindir. Anlamak ise oradaki anlamı almak demektir. İnsanın kafasına, gönlne yerleştirmesi demektir. Okudun, buradan ne aldın, ne anladın sen? Çok ders aldım ben buradan diyebiliyorsan, işte almışsın demektir. Almak da uygulamak, uyum sağlamak, intibak iindir. Kendimizi ortama uygun olan bir yere koymak iindir. Koymak ve yola koyulmak; her şeyi yerli yerine koyup yola revan olmak iindir. Allah kolay getirsin. Zaten kolaylaştırdık diyor.

Diğer bir şeye göre neresinden okursanız, okuyun; nk Kur'an kolaydır. Yani bu, istediğiniz yerden okuyabilirsiniz demektir. demek beyaniyyedir teb'ıziyye değildir. Kur'n'ı okuyun, size kolay geleni yani Kurnı okuyun. Kur'an bize kolaydır. Neden?

[21]

Biz Kur'an'ı tmyle myesser kıldık. Emrinize amade.

 

[22]

    Allah, sizin iin hi bir prz sıkıntı koymadı, hepsini giderdi.

 

Kurnın Kolay Oluşu: Yani neresinden isterseniz okuyun; ister başından okuyun ister sonundan, ister aşağı doğru oku, ister yukarı doğru oku, serbestsin, nasıl istersen oku, demektir. Bu anlama göre Kuran iin zor diye bir şey yok. Kur'an'ın hepsi kolaydır. Ona zordur denmez ama siz iinizi aan kısımlardan, dilinize daha uygun yerlerden okursanız gzel olur. Böyle okuyamadığın, takıldığın, sıkıldığın yere girip de ikide bir bozuk plak gibi demenin bir anlamı yoktur. En iyi bildiğin yerden oku. Niye böyle takılıp duruyorsun? Bir kere takıldın iki kere takıldın artık orayı bırak takılmayacağın yerden oku. Bu gibi şeyler onlara da işaret olur. Burada ok ince hesaplar var. Yce Allahın kitabında ok ince hesaplar vardır. Çok nanslar vardır. Burada okuyun yani namazı okuyarak kılın, Kur'an okuyarak kılın. Şimdi burada namaz iin yine Kur'an tabiri kullanılmıştır, diyorlar. Çnk demek anlamındadır. Niye böyle? Kuran'ın böyle bir yön var.

[23]

                  (Öğle zeri) Gneşin zevlinden sonra (sonra öğle sonra ikindi namazını), gecenin kararmasına kadar (gn batımında akşam, iyice karardığında yatsı) namazını kıl; bir de sabah namazını kıl.

 

Kurnda Beş Vakit Namazın İfader Edilişi: Namazı kıl ey Muhammed ve onun izcileri sizler namazı dosdoğru kıl, gneşin tepeden biraz kayması srecinde o namazı kıl. Hangi namaz tepeden biraz kaydığı zaman kılınır? Öğle namazı. Gneş tam tepede iken namaz kılınmaz. Karanlığa girmesiyle öğle ve ikindi namazı, akşam ve yatsı namazları. ve sabah namazını da kılın.Etti beş. Kur'an böyle ifade ediyor beş vakit namazı, fıkıhtaki gibi sırasıyla saymaz namaz vakitlerini. Edebi tabirler kullanarak, o vakitleri söylerken onların iine daha ok anlamlar ykleyerek söyler. Bu ğasak dlk kelimelerinde ok ince anlamlar var. [24]

 

ve sabah Kur'an'ı, fecir Kur'anı kelimelerini, cumhuru mfessirin hi bir ihtilf olmaksızın yani sabah namazı diye tefsir ederler. Ama Kur'an diyor fecir Kur'an'ı. Fecir Kur'an'ını da kıl. İşte namazda Kur'an okumak ok gzel, mutlaka lazım, özellikle sabah namazında bir başka gzeldir.

İman-Kurn-Namaz Üls: Demek ki şimdi burada bazı yerde Kuranla namaz, bazı yerde de namazla Kuran kastedilir. Burada Kur'anla namaz kastediliyor. de namaz kastediliyor. Daha ötesi bazen iman kastedilir. İman, namaz ve Kur'an ls. Bu hi birbirinden ayrılmaz . Namazın, imanın tescili kuranladır, lisan bazında tescili Kur'anladır, amel bazında namazladır. Onun iin namaz kılan bir adamın imanına tanıklık edeceksin, şek ve şphe göstermeyeceksin.

[25]

 

h      Mescide namaz kılmaya gidip gelen bir adamı gördn m onun imanına tanıklık etmelisin, bu adam mmindir.diyeceksin.

Demek ki lisan bazında imanın tescili Kuranladır. Kuranı böyle aşkla şevkle okuyan bir adamın imanında şphe yoktur, amel bazında da tescili namazladır. Bu birbirinden ayırt edilmez. Bunların kendi arasında dönşm vardır . Kuranda da buna dair ifadeler yer almıştır.

Gnde En Az Yz Âyet Okuyalım:

: [26]

Ebu Hanife Hazretleri, Ebu Hureyre Hazretlerinden rivayet etmiştir:

h      Bir gecede kim yz ayet okursa, Allah'ın gafiller dediği zmreden yazılmaz.

 

Allah'ın zemmettiği, kınadığı kullar arasında adı gemez.

[27]

                  Onlar Allahtan dinden diyanetten bignedir,

 

dediği ve cehennemlik sıfatlarından olan gaflet ehlinden yazılmazlar. Bunu gidermek iin her gn sayfanda, tilavet hanende yz ayetlik bir bölm olması gerekir. Toplayınca her halde okursunuz. Bir gecede diyor ama en son gecede toplanıyor, toplam geceleyin sağlanıyor. Çnk yatsı namazında bitiyor, namazlarınızda okuduklarınızı dşnseniz, en azından bu toplam gerekleşir sanırım. Tekrar tekrar okuduklarınızı sayarsanız, sabah dört rekat, öğle on rekatta ne kadar okudunuz, diğerlerini de bu şekilde hesaplarsanız; gece totalini (toplamını) ıkarırsınız. Tabi ki bunu namazla dşndğmz zaman daha harika olur, yet namazın dışında değerlendirmedi, böyle birlikte değerlendirdi. Ama özel olarak tilavet, ayrıca bir tilavet ibadeti, namazın iindeki erkn yönyle, yoluyla değil de ayrıca bir tilavet min fazlik, lutfen, o da bir ltuftur.

Kuldan Gelen Fazilet: Her zaman Allah'tan ltuf olmaz. Allah Latiftir, ltfeder kuldan da ltuf vardır. Ltfederseniz efendim, ltfen, ltfen deriz birbirimize değil mi? Arap buna ltfen demez de (min fazlik) der. Allah'ın fazlı var.

[28]

                  Aranızda fazl zere davranıştan bigne kalmayın, fazl zere olmayı unutmayın.

 

Yani birbirinize ltfetmek şekliyle, kuldan da bir ltuf olarak; bu da benden deyip elbette istediği kadar okuyabilir. Ama bunun yzden aşağı dşmemesi lazım, bu rivayetten öyle anlaşılıyor.

h      Kim iki yz yet okursa, Allahın sevgili kullarından olan kunut ehlinden yazılır.

Knitn, Allah'a muti olanlar, boyun eğenler anlamınadır. - kelimeleri anlamına gelen bir kelimedir. Knitin ve Knitun bunlarla ilgili yetler Kur'an'da geer.

[29]

 

                  Yoksa gece saatlerinde secde eden ve ayakta duran(samimi bir mmin olarak)ibadet eden

 

Gece boyunca yalvaran, yakaran, kunut eden, boyun eğen anlamına gelmeketedir ve gafilinin zıddıdır. Bu insanlar kunut ederler, kıyam ederler, tilavet ederler, yalvarırlar, yakarırlar; Allah onları sever, onları yce derecelere ıkartır. : bir tevcihe göre Yce Allah burada Kuran ile namazı murat etmiştir. Neden? Çnk böyle bir durum var mı? Var; Arap edebiyatında zikr-i cz, irade-i kl; zikr-i kl irade-i cz diye bir edeb sanat vardır. Yani cz'n zikredip klln kastetmek, klln söyleyip cz'n kastetmek vardır. Kıraat namazın bir cz'dr. Kur'an da namazın bir cz'dr. Dolayısıyla czn söyleyip klln kastetmiş olması mmkndr. Arap dilinde bunlar var. Bu ifade Kur'an'da da ok kullanılmıştır. Bu zikr-i cz irade-i kl, zikr- kl irade-i cz denen bir sanattır. Çnk Kur'an okumak, namazın rknlerinden, şartlarından birisidir.Namazın iinden olan şartlarına rkn diyoruz. Tilavet de rknlerindendir. İinden olan şartlarındandır, olmazsa olmaz demektir. Şart, rkn demektir. Olmazsa olmaz. Olmazsa oluyorsa bir şekilde o rkn değildir. O vaciplere, snnetlere girer. Bu anlamda şunu murat ediyordur; o hlde ey kullarım, sizin sıkıntı ektiğinizi Allah bildi, görd ve size acıyıp merhamet etti. Bu nedenle emrini hafifletti. Görevinizi hafifletti. O hlde ne kadarı kolayınıza geliyorsa o kadar kılın, size illa şu kadar kılın demiyorum. Ne kadarı kolayınıza geliyorsa gece o kadar namaz kılın. (gece namazı olarak) .........Gece namazından bigane kalmasın, uzak kalmasın. Bu emre uyarsa kişi gece namazından uzak kalmamış olur, nasipsiz kalmamış olur. Bu ifade den sonra gelen ifadesi nedir? bir öncekini neshetmektedir. bir evvelkini neshetmektedir. O da ne idi? İşte şu kadarından şu kadarından şekliyle idi. Veyahutta gece namazıyla ilgili olanı neshetmiştir yani gece namazını neshetmiştir. Sonra bu da neshedilmiştir. Yani gecenin belli bölmleri verilmişti biliyorsunuz. Daha sonra istediğiniz kadar yapın, size şu kadar yapın demiyorum, ne kadar kolay geliyorsa o kadar yapın. İşte ne kadar kolay geliyorsa o kadar yapın, öl vermiyorum size diyerek, öl verilen kısımları neshetmiştir. Daha sonra bu ne kadar isterseniz o kadar yapın, kolayınıza ne kadar gelirse, iki rekat, beş rekat, ne verirsen hani, ver de ne verirsen ver cinsinden; bu da nesholunmuştur Beş vakit namazla. Beş vakit namaz emri geldi, artık gece namaz kılma diye bir olay kalmamış oldu. Yani böyle bir sorumluluğumuz yok.

Sorumlusun, Zorunlusun: Sorumluluk olmadığı gibi zorunluluk da yok. Çnk sorumlu olmayan şeyden zorunlu olmazsın. bir şeyden zorunlu değilsen sorumlu da olmazsın. Beş vakit namaz artık oturmuştur. Beş vakit namaz yokken bu gece namazı vardı, geceleri ibadetle geirme olayı vardı. Çnk namazsız yolda yrme yok. Allah'a ykseliş olmaz, namazsız olmaz. Bunun iin ilk etapta ne yapıldı? Geceleri bu iş iin seildi. Çnk gndzleri kolaan ediyorlardı, mminlere göz atırmıyorlardı, geceleyin de horul ho rul uyuyorlardı. Mslmanlar da tam o vakitte işlerini, glerini yrtyorlardı. Daha sonra mslmanlar glendiler, bir şekilde artık diretebiliyorlardı, kendilerini gösterebiliyorlardı beş vakit namazla kendilerini mira olayı ile tahakkuk etmiş bir namaz paketidir. evet namazla ilgili bir pakettir. Mirala hsıl olmuş mirala bize gelmiştir. Bundan sonra beş vakit namazın dışında bize gece herhangi bir namaz farz değildir. Vitir dışında vacip bir başka namaz yoktur, o da farz değildir, vaciptir. Snnetle farz arasındaki dereceye vacip diyoruz. bu nesih işlemindeki hikmeti şöyle beyan etti: ayağa kalkmanın zorluğu hastalara, yolculara zor geldiği iindir. Yolcu, zaten yolda yorulur, oğu zaman gece de yolculuk yapılır veya kişi gndz yolculuk yapar, yorulur, yatıp dinlenmek ister. Gece kalkması zor gelir. Harpte, savaşta adam, cihat ediyor, bir de gece kalkacak, bu insanoğluna zor gelir veya öğrenci yazılı olacak, imtihanı var veya hocanın dersi var. Zaten kişinin ders alışması ibadettir. Öğrencinin ders alışması nafile ibadetten stndr. Nene, dede veya bir başkası, oğlum, gece namazını kılsana, ben kılıyorum. Senin dersin var mı nene? Var oğlum, ben beş bin defa tesbih ekiyorum. O dersten değil ilimden bahsediyoruz. Var mı, yok. Okusan, anlamam ki oğlum. Anlamıyorsan sen işine bak. Bak ben, bunları anlamaya alışıyorum. O eksin beş bin tane tesbihi, daha da fazla ekebilir. Çnk onun dersi yoktur ki imtihanı yok. Ne yapar o, kitap da okumaz, anlamaz zaten. Ne yapsın tesbih eksin tabi, istiğfar etsin, bunları bari yapsın, elinden gelen bunlar.

Farklı Farklıyız: Demek ki herkesin pozisyonu farklıdır, yapabileceği farklıdır, onu yapmalıdır. Dinde birok dökman vardır. Onların hepsini stlenemezsin. Hepsini yapamazsın, böyle bir durum da söz konusu değildir. Dolu dua var, ben bunların hepsini yapayım. O zaten sana göre değildir, sen iinden durumuna uygun olanı seeceksin. Herkesin yapısı farklıdır. Her şey herkese iyi gelmez. Bunları seici limler vardır, onlar bunları seip veriyorlar. Bu yönyle gzel bir iş yapıyorlar tabii ki, doktor gibi seiyorlar ve ila olarak veriyorlar. Mcahitler, savaşanlar, yolcu olanlar, hastalar, iş g adam fabrikada alışıyor, öyle işler var ki ne kadar zor, Allah korusun bir an gaflet edemiyor, kömr ocaklarında alışanları dşnn. Bu insanlara sen gece namazı kıl diye şart koşamazsın. Beş vakit namaz kılsın da öp başına koy. İşte bu yönden Yce Allah gece namazını ıskat etmiştir. Beş vakit namazı onların yerine ikame etmiştir. Bundan sonra beş vakit namazını hakkıyla kılanlara mbarek olsun. Onları tebrik ediyoruz Allah onları yce makamlara ıkaracaktır inşallah. Her namaz yzlerce yıllık mesafede insan ruhunu ykseltmekte ve yceltmektedir. Her namaz, basit görmeyin ok yceliştir, muazzam dereceler almaktır. Allah bereketli kılsın, ieriğine ok dikkat edelim de ii boş namaz kılmayalım. Yce Allah, sizden olacağını kesinlikle bildi yani ennehdr, en tahvif olunmuş enne dir o aslı bunun enne idi en şeklinde şeddesiz hle getirilmiştir. Yce Allah yukarıda mfessirin dediği gibi dediği gibi okunuşta da bir tahfif oluşmuş. enne ismin başına gelen bir edattır, genelde fiilin başında gelmez. Ancak istisna olarak fiilin başına gelir. O zaman fiilin başına sin veya sevfeden birinin gelmesi lazım aksi takdirde fiilin başına gelmez. Mfessir gramer yönyle böyle izah etti. ismi de hazfolunmuştur. İsmi zamir-i şandır. Yani aslı ennehdr. Zamir-i şan mahzuftur. en şekline dönşmş.

İnsanın Vasfı Hastalık: Yce Allah kesinlikle bildi sizden hastalar olacağını, mutlaka bir kısmınız hastalık geirecek, ondan ona, ondan ona Allah vakitlerini tayin etmiş- hepimizin zerinden hastalık geiyor. Neden tayin etmiş? Nasip olacak, bunlar insanlık hlidir, insanlık sıfatıdır. Hasta olmamak insanlık sıfatı değildir. Melekler hasta olmaz. Fravun ve Nemrut tipindekiler belli bir sre hasta olmaz. Velhsıl hastalık insan iindir. Hayvanlar, iekler bile hasta olur; tohumlar hastalanır. Bu lemde hasta olmak varlıkların özelliğidir. Madenler, elikler, elektrikler hasta olur, arıza olmuş deriz. Arıza, hastalık demektir. Çnk hastalık bedende meydana gelen bir arızadır. Bunun tamiri lazımdır, tımarı lazımdır. Onun iin biz tamir olmaya hastaneye gidiyoruz. Şimdi televizyon hastanesi diyorlar, eskiden tamirhane diyorlardı, Şimdi yeni yeni böyle hastane tabiri kullanılmaya başlandı.Demek ki hastalık varlığın şiarıdır. Ama sağlık hastalığı olsun deriz.

Hastalığın Hikmetleri: O hastalığı geirmemiz bizim bnyemizin daha sağlam olmasını sağlar. Bu nedenle sağlık hastalığı olsun denir. Bir ok hikmetleri vardır. Manevi yönyle ecir alırsın, derece alırsın, sevap alırsın, gnahlarına keffaret olur. Arınmadır, maddi yönden bedenin zindeleşmesidir. Çnk ierdeki, bnyedeki koruyucu mekanizmalar, kendini glendirmiş oluyor, asker tatbikat gib tatbikat yapılıyor. Ara ara olması gerekir. Bunun iin özel virs gelmesi gerekir. Dşman gelmeli ki savaş olsun. Dşman olmayınca kendinle mi savaşacaksın, kendi kaleni mi yıkacaksın? İşte bu gibi nedenlerle hastalık bir hikmettir.Bir hikmet-i İlahdir, bir kazantır. Allah bilmeyi, anlamayı nasip etsin.

Misafir Hastalık: Tabii ki gn aşınca hemen tedbir yönne yönelmek lazım. Çnk hastalık insan bnyesine misafirdir. Misafirin sresi gndr. Ü gn bekleyeceksin, hemen paniğe kapılıp şuraya buraya derken, misafiri bu kadar yormak doğru değil, öfkelendirebilirsin. gitmiyorum var mı bir diyeceğin derse iş köt. Onun iin bir kere gzelce paniğe kapılmadan gn gemeli. Biraz temizlen, gnah dolusun, bak ne gzel gnahlarını yklenip gidecek. Senin uval uval gnahlarını almaya gelmiş. Vermeyen ahmak olur, niye vermiyorsun gnahlarını? Temizleniyorsun."Allah sizi temizlemek istiyor" diyor Rabbimiz.[30]

 

Msade edin diyor. Ama ocuğu doktora götryorsun, hemen bağırmaya başlıyor, duruvermiyor tabii zararını eker. Dişini ektirirken hoplar zıplarsan, tabii bunun zararını görrsn. Ameliyat yapılırken duruvermezsen ne olur? Senin zararlı yerini alacak, yoksa btn vcudun gidecek. Sana iyilik yapıyor. adam. İşte bunun gibi, duruvermemek, razı olmamak; hastalıklardaki durumumuz, konumumuz bu şekildedir. Neye uğradığımızı bilmediğimizden, oğu insanlar tabi bunları bilmiyorlar.

Hayat Felsefesi Yaratandan Öğrenilir: Ama byk söz dinlemek lazım. Kendi bildiğine hayat olur mu? Cahilliğini bileceksin, bu işin uzmanlarına gideceksin, hayat felsefesini öğreneceksin. Hayat felsefesi Aristo'dan öğrenilmez. Hayat felsefesi, hayatı yaratandan öğrenilir. Hayatı yaratan kim? Allah!

[31]

Ölm de hayatı da yaratan Allah'tır.

 

Tabii doğrudan Allah'tan öğrenemezsin. Kitabı, Peygamberi var; onlardan öğreneceksin. veya bunları iyi hazmetmiş, gvendiğin bir alime gideceksin. Şimdi herkes ben bilirim deyip gidiyor. Ondan sonra da hayatın cilvelerini anlamıyor. Ne yönde göz kırptığını bilemiyor, göz kırpmaların anlamı nedir? Hiddet ve şiddet gösterisi nedir? Şefkat ve rahmet gösterisi nedir? Hangi işaretler ne anlama geliyor? Hayat işaretlerle doludur. Gökyzndeki bulutlar bir işarettir, o işin uzmanı yağmur mu gelecek dolu mu gelecek bilir. Sen, ben bilmeyiz ama onun uzmanı bilir. Eşek kulaklarını ileri geri oynatıp duruyor, sana mesaj veriyor ama eşeğin konumu ile ilgili bilgiyi bilmezsen, Taşköprzade'nin Mevzutu'l-Ulum'dan eşekle ilgili bölm okumamışsan bilemezsin. Bu eserde yağmur yağmasını bilme ilmi diye bir ilim var, orada anlatılıyor. Onun iin bilmeyenin bir bilenden öğrenmesi lazımdır. Dağların sıraları habercidir, dağların zerindeki bitki örtleri haber verir. Biyoloji uzmanlarına soracaksın, jeologlara soracaksın, burada niye ot yok, bitki yok? Maden var altında , onun olduğu yerde böyle yeşillik olmaz. Gördn m, o da bir alamet. Ankara'ya doğru giderken Çankırı'yı gördnz m? O ıplak ıplak tepeleri. Gezdirdiler bizi, gördk. Bunların altı hep tuz madeni dediler. Gördnz m, eğer bitki olsa ikisi barışmaz. Birisi gelecek birisi gidecek. Tuz da lazım değil mi?

İşaretler Âlemindeyiz: Daha bunun gibi hibir şey boş değil, her şey işaret, her şeyde işaret var. Ama bilmiyoruz tabii ki. Bunlar bilimler, ilimler hlinde bölnmş, bunların yerleri var, erleri var, okulları var, kitapları var. Ama hi olmazsa insan bilmiyorum diyebilmeli, bilene gidip sorup öğrenmeli.

 

Hazırlayanlar: Emine ŞAHİN

Elif ÖNDER

Fatma GEDİK



[1] Zariyat51/56 yetini İbn Kesr şeklinde tefsir etmiştir.

[2] Enbiya21/107

[3] Bakara2/3

[4] Buhr, İlim, hadis no:69, Mslim, Zekt, hadis no:1721

[5] Kaf, 50/37.

[6] Hicr15/95

[7] Fetih48/28

[8] Kafirun109/1

[9] Necm53/9

[10] Mslim, Kader 3

[11] Bakara2/44

[12] Fetih48/29

[13] Taha20/2

[14] Bakara2/10

[15] Meryem19/90

[16] Furkan25/21

[17] Furkan25/22

[18] Bakara2/18

[19] Araf 7/179

[20] Bakara2/269

[21] Kamer54/17

[22] Kehf18/1

[23]İsra17/78

[24] İsra17/78

[25] Tirmiz, İman, 2542

[26] Musannef, İbn Eb Şeybe, c.7,s.176; Mstedrek, Hkim, c.5, s.106,hadis no:2000

[27] Araf7/179

[28] Bakara2/237

[29] Zmer39/9

[30] Maide5/6

[31] Mlk67/3