|
|
"Vatan şarttır. Vatanı korumak; ırzını, namusunu ve dinini muhâfaza etmektir. Çünkü bunlar, vatanla muhâfaza olunur. Vatana hürmet, şühedâya (şehitlere), ecdâda hürmettir. Her günah, her suç bağışlanabilir ama vatana ihânet suçu başka! Vatana ihânet nesilden nesile, batından batına intikal eder!" (Mehmet FEYZİ Efendi)
"İstanbul'un fethinin 555. yılını idrak ediyoruz. Konuyla ilgili iki satır yazmadan önce önemli bir kaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Batı dünyasının Türklüğe karşı öfkesinin temelinde iki kilit olay vardır. Bu iki olay tam bin yıl arayla gerçekleşmiştir. Bunlardan ilki; Türklerin beşinci asrın başlarında Karadeniz üzerinden Avrupa içlerine doğru ilerlemesidir. Bu büyük hareketlenme sırasında önüne kattığı kavimlerin büyük bir göç dalgası meydana getirerek Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne zemin hazırlamasıdır. İlkinde Türk hakanı Attila tarih sahnesindeydi. İkincisi de; Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederek Doğu Roma İmparatorluğu'na son vermesidir. Yani Roma'nın doğusunu da batısını da Türkler çökertmiştir. Her iki Türk devlet adamı da en kritik aşamada zehirlenerek öldürülmüştür..."
"İstanbul'un
fethinden söz ederken, Attila'yı hiç anmamak olmazdı. Fatih de bizim, Attila
da bizimdir. Bunlar bizim cetlerimizdir. Soyumuzdan gocunacak, yüksünecek
hiçbir ayıbımız yoktur. Ondandır ki, koca Türk tarihinde, Ermeni Soykırımı
yalanından başka dillerine dolayacakları bir tek ayıp, diğer milletlere
karşı işlenmiş bir zulüm tespit edememişlerdir. Bu yalanın bu kadar büyütülmesinin
ve gündemden düşürülmemesinin bir nedeni de budur..." Devamı
![]() |
"Hiç
kimse bedenini kemiren ve onu yok etmeye çalışan mikroplara karşı, onları
yok etmek veya tesirsiz hale getirmek için yaptığı mücadeleden ötürü
ayıplanamaz ve kınanamaz. Tam tersine bedenini korumak ve kollamak için
herhangi bir çalışma yapmadığı zaman ayıplanır ve kınanır. Aynen öyle
de yurduna, milletine, mukaddesatına ve töresine yapılan saldırılara
ve imha hareketlerine karşı da aynı duyarlılıkla çağın gerektirdiği
silahlarla karşı koyma ve tesirsiz hale getirme faaliyetleri yüzünden
hiçbir millet ayıplanamaz ve kınanamaz. Tam aksine adı geçen değerler
uğruna ilgili türden düşmanlara karşı mücâhede ve mücâdele etmemek ayıptır;
bırak ayıbı, böylesine bir vurdumduymazlık ihanettir. Yüce Rabbimiz
bizleri böyle bir ayıptan ve böylesine bir ihanetten muhâfaza buyursun,
âmîn!" Devamı
|
![]() |
"Türk milletinin uyanması lâzımdır! Bütün gayrı millîler (Türk olmayan unsurlar) köşeleri-bucakları kapmışlar, birbirlerini koruyorlar, birbirlerine sahip çıkıyorlar. Memleketin idâresini ellerine almışlar! Hakiki Türkler ise, önceki imparatorluğun verdiği rehâvet (gevşeklik) ve şöhret ile hâlâ eski kafadalar! Gayet mütevâzi bir vaziyette hayatlarından memnunlar! Ama uyanmaları lâzım! Çünkü elde ne imparatorluk kaldı, ne de eski hâkimiyet! Elde bir avuç toprak kaldı! Uyanmalı, gözünü açmalı ve memleketin önemli noktalarına gelmelidirler! Dinine, vatanına, milletine, ırzına ve nâmusuna sahip çıkmalıdırlar! Kendi, kendine sahip çıkıp; kendisi, kendisini idâre etmelidir! Bu memlekette söz sahibi kendisi olmalıdır!" (MFE)
"Babasının ölüm haberinin ardından Hırant Dink’in kızı Sera Dink, gazetenin bulunduğu binada, “Babamı vurdular. Şimdi kanları daha mı temiz oldu? Babamın karşısına çıkamadılar, arkasından vurdular” dedi. Babasıyla kızı aynı şeyi söylüyor: ‘Türklerin kanı pistir’ Peki Sera Dink’in ‘Şimdi kanları daha mı temiz oldu?’ ifadesi neyin teyidi anlamına geliyordu? Dink, 13 Şubat 2004 tarihinde, Agos gazetesindeki ’Şap Parigce’adlı köşesinde, ‘Ermenistan’la tanışmak’ başlığı altında şu ifadelere yer veriyordu: ‘Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan Ermeninin Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur’ Dink, bu yazısındaki ifadesinden dolayı açılan davadan 7 Ekim 2005 tarihinde ’yazısı aşağılayıcı ve incitici nitelikte olduğu’gerekçesiyle 6 ay hapis cezası aldı, ceza ertelendi."
"Protestolarda taşınan pankarlarda da değişim gözlenmeye başladı. Protesto pankartlarındaki ifadeler, ’Hepimiz Hırant’ız’dan ‘Hepimiz Ermeniyiz’e dönüştü. Oysa ki 1980’li yıllarda Fransa’da yaşanan Türk diplamat katliamlarında, hiçbir Ermeni vatandaşı bu boyutta bir gösteri yapmamış, ‘Hepimiz Türk’üz’ pankartları taşımamıştı. Daha on gün önce Güneydoğu’da şehit edilen Teğmenimizin cenazesinde ‘Vatan sağolsun’ sözleri ve sükunet hakimken, devlet ricali bununla ilgili bir açıklama yapmazken, Hırant Dink’e devlet töreni yapılması, tabutunun Türk Bayrağına sarılması ve hatta daha da ileri giderek Dink’in ‘şehit’ ilan edilmesi’ gerektiği konuşulmaya başlandı... Devamı
"...Irak’ın kabul edilmiş
bir anayasası olmasına rağmen, Federal Kürdistan Bölgesi parlamentosu da
ayrı bir anayasa hazırlayarak uygulamaya koymuştur. Bu anayasada Türkiye
toprakları üzerinde açıkça hak iddia eden maddeler vardır. Anayasanın
giriş bölümünde Sevr Antlaşması’nın 62, 63 ve 64. maddelerine atıfta
bulunulmaktadır. Bilindiği üzere bu maddeler, bağımsız Kürdistan devletinin
sınırlarını ve hangi aşamalardan geçilerek kurulacağını saptamaktaydı. 62.
madde, Kürdistan’ı, “Fırat’ın doğusunda bulunan ve sınırları ilerde tespit
edilecek olan Ermenistan’ın güneyi ile Türkiye, Suriye ve Mezopotamya’nın
kuzeyi arasındaki bölge” olarak tanımlıyordu. 63. maddeye göre bölge önce
bir yıllık bir süre için İngiltere, Fransa ve İtalya hükümetlerinin garantörlüğünde
otonom bir idari yapı olarak kalacak, bu sürenin sonunda bölgede oturan
halkın çoğunluğu Türkiye’den ayrılarak bağımsız olmak isteğini Milletler
Cemiyeti’ne bildirirse, Türkiye bunu kabul edecektir. 64. madde, Musul vilayetinde
yaşayan Kürtlerin isterlerse kurulan Kürt devletiyle birleşmekte serbest
olduklarını öngörmektedir. Yani, Kuzey Iraklı Kürt liderler bu anayasayla
Türkiye’nin Güneydoğusu bizimdir diyorlar..."
Devamı
"Türkiye, rotasını bilmediği bir yolda hızla ilerlemektedir. Yönünü, hedefini ve vizyonunu belirleyememiş olan yöneticiler Avrupa Birliği’ne teslimiyette karar kılmışlar, ama AB taviz üstüne taviz verilmesine rağmen yine de Türkiye’ye en ufak bir umut vermemiştir. Nasıl olsa ucu açık olan müzakereler boyunca daha koparacağı çok taviz vardır. Bunlardan asla vazgeçme niyetinde değildir..." Devamı
Dr.
Alptürk Ünlü: “Uşak” Papanın, Yerli Uşakları!
"Papalar, Avrupa’nın siyasi şekillenmesinde de hep aktif politikanın
içersinde bulunmuş ve özellikle bazı savaşların da tetikleyicileri olmuşlardır.
Örneğin Avrupalıların kendi içersindeki iktidarların değişmelerindeki savaşların
yanı sıra, Hıristiyanlığın mezhep mücadelelerinin de mucitleri, özellikle
Papalar olmuştur. Bu konuda Papalığın, Ortodoks ve Purotestanlarla ilgili
mücadelelerdeki payını hatırlayınız!" Devamı
Dr. Ünal Metin: Nobel’de yeni isimlere hazırlanın
"Orhan Pamuk ödülü aldı
ama Türk milleti onu bağrına basmadı. Nobel ödülü verildiği açıklandıktan
sonra Amerika’dan Türkiye’ye dönen Pamuk havaalanında terkedilmiş bir bavul
kadar yalnızdı. Türk halkı onu affetmediğini daha yurda girerken belli etti.
Bunu gören küresel ajan takımı Orhan Pamuk’u Türk milletine kabul ettirmek
için hemen koro halinde yaygaraya başladılar." Devamı
MEYDAN |
|
Şu
yeryüzü er meydanı, gönül sevmez her meydanı,
|
|
Yüreksiz yorgan döşek, koç yiğite ver meydanı! *** |
|
Başbuğlar
tuğ kaldıranda, atlar
dizgin dolduranda,
|
|
Malazgit'te,
Çaldıran'da, Sakarya'da
gör meydanı!
|
***
|
Kaytan
bıyık bura bura, Gakkoş,
Dadaş sıra sıra,
|
|
Elaziz'de çayda çıra, Erzurum'da bar meydanı! *** |
|
Ey
içi boş, dışı süslü! Ey kirli, yüzü paslı!
|
|
Yetişsin
Âsım'ın nesli, etsin sana dar meydanı!
|
***
| Geldiği gün kutlu çağrı, bas, titresin yerin bağrı! |
|
Doğu'dan Batı'ya doğru, bir yay gibi ger meydanı! *** |
|
"Ben
Türküm!" de, dur sözünde, yürü Bozkurt'un izinde,
|
|
Kalmasın
şu yeryüzünde, şerirlere şer meydanı!
|
***
| Tanrı Kut Mete çağından, son Peygamber kucağından, |
|
Hacı Bektaş ocağından, açık bize sır meydanı! *** |
|
Hayaller
kalınca güdük, açıldı surlarda gedik,
|
|
Mehter
sustu, öttü düdük, rezil oldu Pir meydanı!
|
***
| Yeryüzünde kalsan da tek, eğme boyun, öpme etek! |
|
Çin seddinden Nemçe'ye dek, yeni baştan sar meydanı! *** |
|
Bak
neler var dünlerinde, acı-tatlı günlerinde,
|
|
Dumlupınar
önlerinde, Mehmetçik'ten sor meydanı!
|
***
| Sancaklar kalmasın Ay'sız, Boz Ok'lar, Üç Ok'lar yaysız, |
|
Soyunu bilmeyen soysuz, düşmanına kor meydanı! *** |
|
Ayrılık
can pâresidir, sıla, gurbet çaresidir,
|
|
Ahi
Evran töresidir, yârenlerle yâr meydanı!
|
***
| Dön ardına bir bak hele, hâtırana neler gele, |
|
Dar boğazda Çanakkale, tarihin en zor meydanı! *** |
|
Git
danış büyük ceddine, sor Doğu'da Çin seddine,
|
|
Girmek
kimlerin haddine, sen açmazsan bir meydanı!
|
***
| Çabuk söner şişirdiğin, soya çeker devşirdiğin, |
|
Kırk Bismillah'la girdiğin, meydan, şimdi kir meydanı! *** |
|
İtibar
olmazsa ere, düşmana kim göğüs gere?
|
|
Kör
döğüşü olan yere, derler elbet kör meydanı!
|
***
| Uyanınca Türk'ün özü, gerçekleşir Tanrı sözü, |
| Olur bir gün şu yeryüzü, insanlığın hür meydanı! |
|
NİYAZİ
YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU
|
Ana Sayfa / Damlalar / Tefsir / Dini Bilgi / Milli Mesele / Hikmetler / Akademik / Resimler / Duyurular / e-posta /