KUR'AN'DA AKRABALIK İLİŞKİLERİ
ÖNCEL, Hüsnü, Kur'ân'da Akrabalık İlişkileri,
Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslâm Bilimleri (Tefsir),
Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Yunus EKİN, Sakarya, EYLÜL- 2003.
İnsanlara hidâyet rehberi olarak gönderilen Kur'ân-ı Kerîm,
insanların Yaratıcısı tarafından inzal edilmiştir. Allah insanları yaratmış ve
onlara beyânı (konuşmayı, ifadeyi, anlatmayı) öğretmiş ve onları bu vasıfla
mümtaz kılmıştır. İnsanları yaratan Allah olduğu için, onların hangi dilden ve
hangi üslûbdan anlayacaklarını da en iyi yine O bilir. İşte bundan dolayı O,
insanlığa Kur'ân'ı bir irşâd, beyyinât ve hakkı batıldan ayıran bir furkân
olarak göndermiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de insanlar için gerekli olan çeşitli
konular yer almaktadır. Bu konulardan biri de akrabalıktır. Kur'ân, akrabalık
ile ilgili insanlığa aydınlatıcı ve yol
gösterici bilgiler sunmuştur.
Dinimiz hısım ve akrabaya karşı iyi davranılmasına büyük
önem vermiştir. Hısım akrabalar, geniş anlamda ailenin bir parçasıdır. Onlara
karşı görevlerimiz vardır. Bu görevlerin en başında sıla-i rahim; yani onları
ziyaret edip hal hatırlarını sormak gelir. Dinimizin büyük önem verdiği sıla-i
rahim; birçok açıdan aile ve toplumun yapısına olumlu katkılar sağlar. Hısım
akrabaları zaman zaman ziyaret etmek, güler yüz ve güzel sözle sevgilerini
kazanmak, ihtiyacı olanlara yardım etmek, hediye göndermek, gönüllerini almak,
uzakta olanlarla haberleşmek ve selam göndermek son derece güzel ve ahlâkî bir
davranıştır. Akrabaya soğuk davranmak, toplumun çözülmesine, birbirine yabancılaşmasına
yol açar. Bunun neticesinde birbirini tanımayan nesiller yetişir. Birbirini
tanımayan ve akrabalık bağları çözülmüş toplumların sonu ise hüsrandır.
Bu çalışma giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş
kısmında konunun önemi, yüksek lisans tezi olarak seçilip işlenmesine etki eden
faktörler, takip edilen yöntem hakkında bilgi verilmiştir.
Birinci bölümde, konunun kavramsal çerçevesi incelenmiştir.
Bu bağlamda Kur'an'da, zürriyet, zevi'l-erhâm, zü'l-kurbâ, âl, ehl, ehl-i beyt,
şa'b, aşiret, veli gibi akrabalık ifade eden kavramlar ele alınmış, kelimelerin
sözlük anlamları ve Kur'an-ı Kerîm'de kullanıldığı anlamlar tesbit edilmeye
çalışılmıştır.
İkinci bölümde ise, akrabalık ilişkilerinin ahlâkî boyutu
incelenmiş, bu bağlamda akrabalık bağlarının önemi, akrabalık bağlarını koruma,
akrabalara güzel muamelede bulunma, tebliğ görevine önce akrabalardan başlama,
yakınlara hakkını verme, akrabalara infak etmenin takva ile ilişkisi,
akrabaların hatalarından dolayı yardımı kesmeme, akrabaların vasiyetine
şahitlik, gayr-i müslim akrabalarla münasebetler gibi konular işlenmiştir.
Çalışmam süresince bana yol gösteren danışman hocam Yrd.
Doç. Dr. Yunus Ekin Bey'e, bilimsel eleştiri ve desteklerinden dolayı Doç. Dr.
Recep Kaymakcan ve Yrd. Doç. Dr. Muhittin Akgül beylere, yetişmemizde emeği
geçen, maddi ve manevî yönden destek olan herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Kur'ân-ı
Kerîm her meseleye gerektiği ve insana lazım olduğu kadarıyla temas etmiştir.
Akrabalık konusu da Kur'ân'ın içerdiği başta gelen konulardan biridir.
Kur'ân'da akrabalık hakkında insanlara yol gösterilmiş, tavsiyelerde
bulunulmuştur.
Kur'ân-ı
Kerîm'de akrabalığı ifade eden çeşitli kelimeler geçmektedir. Bu kelimelerden
biri olan zü'l-kurbâ, yakın akraba anlamına gelmektedir. Gene akrabalıkla
ilgili kelimelerden olan zevi'l-erhâm; hısımlık bağına sahip kimseler
anlamında, âl; yandaş, soy, aile anlamlarında, ehl; topluluk, halk, ümmet,
aile, eş ve çocuk, çevre anlamlarında, aşiret; yakınlar, akrabalar, aynı kandan
olanlar anlamlarında kullanılmıştır.
Allah,
insanlar arasında çeşitli rabıtaların kurulmasını emretmiş, akrabalık ve sıla-i
rahmi bu rabıtaların arasında saymıştır. Kur'ân'da yakınların hukukuna riayet
ve sıla-i rahme dikkat çekilmiş, bunları ihmal edenler ağır bir şekilde
uyarılmıştır. Böylece âdeta toplumsal huzur ve güvenin tesisini bu rabıtaların
korunmasına bağlamıştır.
Kur'ân-ı
Kerîm'de akrabaya güzel muamele emredilmiş, ana-baba hakkının bir uzantısı
olarak akrabaların hakkı zikredilmiştir. Bütün insanların tek bir nefisten
yaratılmış olmasının, akrabalara olan ihsanda ve lütufta bulunma emrinde bir
payı bulunmaktadır. Çünkü akrabalar arasında mutlaka, muhabbet ve sevgiyi
artıracak olan bir nevi münasebet ve bir arada bulunma söz konusudur. İşte bu
sebepten dolayı insan, akraba ve ecdâdının medhedilmesinden sevinir, onların
kınanmasından ise kederlenir. Durum böyle olunca, akrabalara iyilikte bulunma
emrinin manası, bunun, insanların birbirlerine karşı şefkatlerinin artmasına
vesile olmasıdır. İnsanlar, herkesin aynı
atadan gelme olduğunu bildiklerinde, birbirlerine karşı öğünüp kibirlenmeyi
bırakıp, tevazu ve güzel bir davranış gösterirler. Allah herkesin bilmesi,
genel ve temel bilgiler olarak öğrenilmesi ve uygulanması gerekli olan güzel
ahlâk içersinde akrabalara iyiliği de saymış, akraba ve hısımlar hakkında
akrabalık inceliğine yaraşan bir sevgi beslemeyi emretmiştir. Kur'ân'da
insanların birbirlerine karşı güzel davranış sergilemelerinde akrabalığın rolü
vurgulanmıştır.
Akraba ile
ilişkiyi sürdürmek Allah'ın emirlerindendir, ilişkiyi kesmek ise nifak
hareketlerinden sayılmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'de akrabalık bağlarını
koparanların Allah'ın lanetine uğradıkları belirtilmektedir. Bu durum da
akrabalık bağlarını koparmanın büyük günahlardan olduğunu göstermektedir. Akrabalık
bağını koparmak kişinin, Allah'ın akrabalarına karşı yükümlü kıldığı vecibeleri
yerine getirmemesiyle ve akrabalarına karşı gereken ilgi ve şefkati
göstermemesiyle gerçekleşmiş olur.
Kur'an,
Müslümanların üzerinde akrabaların hakları bulunduğunu haber vererek bu haklara
riayet edilmesini emretmektedir. Bu emir yerine getirilirken verilen para, mal
veya eşya, bir şahsın diğer şahsa ikramı manası taşımaz. Verilen şey, Allah
tarafından onlara hak olarak tanınmıştır. Bu hakkı hak sahibine veren kimse sadece
Allah'ın emrini yerine getirip borcundan kurtulmuş olur. Hak, Allah için
yerine getirilen bir haktır. Akraba hakkı, sıla-i rahimde bulunmak, iyilik
yapmak, imkanı varsa infak etmek, imkanı yoksa güzel söz söylemek şeklinde
açıklanmıştır. Kur'ân'da kişinin, düşkün olduğu malından Allah yolunda vermesi
takvadan sayılırken kendilerine mal verilecek kimselerin ilki olarak akrabalar
zikredilmiştir. Zira bunlara verilen sadaka, diğerlerine verilenden daha üstün
görülmüştür.
Allah,
Kur'ân-ı Kerîm'de mü'minlere, akrabalık ilişkilerinde, yaratılış hikmetine
aykırı olan hırsı, nefse ait kibri ve akrabaların Allah'ın emrine aykırı arzu
ve meyillerini göz önüne almamayı öğütlemiş, her hususta Allah'ın hükmünün
yerine getirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Hata edip kötülükte bulunsalar
bile affederek yakınlık derecesi olanlara iyilik yapmaları tavsiyesinde
bulunmuştur.
Toplumlar birbirinden oluşmuş akraba
gruplarından meydana gelirler. Sevgi ve saygı ile akrabalık bağlarını koruyan
ve devam ettiren aile gruplarından oluşmuş bir toplum huzur ve sükûn içersinde
olur. İnanç ve davranış açısından zirveye doğru yürür. İşte bu nedenle İslâm
dini akrabalar arasında sevgi ve saygının daima canlı tutulmasını istemiş, bu
ilgi ve bağın kopmasına asla razı olmamıştır. Bu bağı koparanlar da şiddetli
azabla tehdit edilerek uyarılmışlardır.
Bu çalışmada daha çok akrabalığın
aklâkî boyutu üzerinde durulmuş bu açıdan akrabalık ilişkileri incelenmeye
çalışılmıştır. Akrabalığın uhrevî boyutu, hukukî açıdan akrabalık ilişkileri, peygamberlerin
akrabalarıyla münasebetleri gibi konular ise yeni çalışmalara ihtiyaç
duymaktadır.
Kişiye
nesep, süt ve evlilik sebebiyle yakın olanlara akraba denir. Akrabalık bu vasfı
taşıyanlara karşılıklı birtakım hak ve vazifeler yükler. Bu durum, ahlâkî
vazifeleri de içine alacak şekilde "akrabalık hukuku" tabiriyle ifade
edilir. Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret,
haberleşme, maddî ve manevî yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve
güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur.
Akrabalığın
tez konusu olarak seçilmesinin sebebi sosyal hayatta akrabalığa verilen değerin
her geçen gün biraz daha önemini kaybettiği düşüncesidir. Dinî yönden bu kadar
önemli ve geniş bir yere sahip olan akrabalık bağlarına sosyal hayatta da
riayet edilmesine katkıda bulunmaktır.
Bu
araştırmada Kur'an'ın akrabalığa bakış açısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu
bağlamda insanın yaratılışı ve hısımlara ayrılması, akrabalık ile ilgili
kavramlar incelenmiş, akrabaya güzel muamele, akrabalara hakkını verme…vb.
yönlerden akrabalık ilişkilerinin ahlâkî boyutu araştırılmıştır.
Araştırmada
takip edilen metot, konulu veya kavram tefsiri çalışmalarında takip edilmesi
gereken temel ilkeler çerçevesinde oluşmuştur. Kısaca, Konulu tefsir metodu,
Kur'an'da herhangi bir konu ile ilgili bütün âyetleri toplayarak, bunları
mümkün olduğunca nüzûl sırasına koyup ilmî bir incelemeye tâbi tuttuktan sonra
Yüce Allah'ın o konu ile ilgili muradını toplu bir şekilde ortaya koymaya
çalışmaktır.
KISALTMALAR…..…………….……………………………………………………IV
ÖZET….……...………………………………………………………………………...V
SUMMARY......……...……………………………………………………………......VI
GİRİŞ……………………………………………………………………………………1
1. KONUNUN ÖNEMİ……………………………………………………….................1
2.ARAŞTIRMANIN METODU……….………………………………………………..2
BİRİNCİ BÖLÜM
1.KUR'AN'DA GENEL ANLAMDA AKRABALIĞI
İFADE EDEN KELİMELER…………………………………………………………………………...5
1.1. ZÜ'L-KURBÂ …………………………..………………………………………..6
1.2. ZEVİ'L-ERHÂM…….…………………..………………………………………..7
1.3. ZÜRRİYET ……………………………..………………………………………..8
1.4. ÂL…………...…………………….……..…………………………………….....8
1.4. 1. Destekçi
Ve Yandaş….………..…………………………………………10
1. 4. 2.
Soy…………………………..…………………………………………..10
1. 4. 3.
Aile…………………………..………………………………………….10
1.5. EHL….…..………………………………………………………………………11
1. 5. 1.
Topluluk…….……...…………………………………………………….11
1. 5. 2. Sahip…..…..…...…......………………………………………………….12
1. 5. 3. Ehil ve
Layık.............................................................................................13
1. 5. 4. Din...……..……..….....………………………………………………….14
1.6. EHL-İ BEYT……….……...……………………………………………………14
1.7. ŞUÛB VE AŞÎRET….......………………………………………………………16
1.8. VELÎ……….………...…...………………………………………………………16
2.KUR'AN'DA ÖZEL ANLAMDA AKRABALIĞI İFADE EDEN
KELİMELER………………………………………………………………………..18
2.1.
TIFL….….......………...…………………………………………………………19
2.2.
SABÎ……...…...…...………….…………………………………………………20
2.3.
GULÂM….…….....…...………........................…………………………………20
2.4. SAĞIR…….………..………….…………………………………………………21
2.5.YETİM……..……...………….……………………………..……………………21
2.6.
RABÂİB……...…...………….…………….……………………………………22
2.7.
İBN……….………………..….…………………………………………………22
2.7.1.
Oğullar………..………..………………….………………………………23
2.7.2.
Yandaşlar…………..…………...............…………………………………23
2.9.
HAFEDE…………….....…..……………………………………………………24
2.10.
ESBÂT……...…….……………………………………………………………25
2.11.
NÂFİLE………..………………………………………………………………25
2.12. EBEVEYN………………….…………………………………………………26
2.12.1.
Eb………………...……....……………………………………… ……27
2.12.2.
Üm..……………...……………………………………………… ……28
2.13. CED
…………...…...…..………………………………………………………29
2.14.
KELÂLE…….……...…………………………………….……………………30
2.15. EH ve UHT………..……….………………………..…………………………31
2.16. AMM
ve AMME……..…...…….……………..………………………………31
2.17.
ZEVC………….……………….………………………………………………32
2.18. RADÂ'………....………...….…………………………………………………36
İKİNCİ BÖLÜM
AKRABALIK İLİŞKİLERİNİN AHLÂKÎ BOYUTU
1. AKRABALIK BAĞLARININ ÖNEMİ……...….……...……..…………………….37
2. AKRABALIK BAĞLARINI KORUMA…...….…….….…………………………..38
3. AKRABAYA GÜZEL MUAMELE………...….…………………………………...42
4. AKRABAYA HAKKINI VERMEK …….…....…...……………………………….44
5. AKRABAYA İNFAKIN TAKVÂ İLE İLİŞKİSİ..……..…………………………..49
6. AKRABALARIN HATALARINDAN DOLAYI YARDIMI KESMEMEK ….…..51
7. AKRABANIN VASİYETİNE ŞAHİTLİK
………...…………...…….……………53
8. AKRABA VE
ADÂLET.....…....……………………………………………….......55
9. AKRABALARA TEBLİĞDE
BULUNMA...………...………………..…….….….58
9.1. İrşada Karşılık Akrabalık
Sevgisi..…………………..…………….…………...60
10. EŞLER VE ÇOCUKLARLA
İMTİHAN.................................................................71
SONUÇ…………..………………………………………………………………….....75
BİBLİYOGRAFYA…….……………………………………………………………..78
ÖZGEÇMİŞ…………….……………………………………………………………..82