İSMÂÎL-İ ANKARAVÎ
(v.1041/1631) ve “FÜTÛHÂT-I AYNİYYE” İSİMLİ ESERİ
Gedik,
Fatma, İsmâîl-İ Ankaravî (v.1041/1631) ve “Fütûhât-I
Ayniyye” İsimli Eseri, Yüksek Lisans Tezi,
Danışman: Doç.Dr.Dilâver Gürer, Selçuk Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı Tasavvuf Bilim
Dalı, Konya 2005.
ÖZET
İsmâil-i Ankaravî (v. 1041/1631) Osmanlı tasavvufunun önde
gelen sîmâlarından birisidir. Belagat, tefsir, hadis ve tasavvuf sahalarında bir çok eser kaleme almıştır. İbn Arabî’nin sistemleştirmiş
olduğu “vahdet-i vücûd” anlayışına bağlı bir
mutasavvıf olan Ankaravî, Mevleviyye Tarîkatı şeyhi ve Mesnevî şârihidir.
Eserlerinde vahdet-i vücûd çerçevesindeki görüşleri, Mevlânâ’ya bağlılığı ve Mevleviyye
Tarikatının usûl, âdâb ve erkânını yayma gayreti
dikkat çeker. Bütün bu özellikleriyle Ankaravî’yi ve
göz rahatsızlığı geçirmesinden sonra Allah’a hamd ve
şükür maksadıyla telif
etmiş olduğu Fütûhât-ı Ayniyye isimli eserini
incelemeyi amaçlayan bu çalışmada, işârî tefsir
hakkında bilgi, Ankaravî’ye kadar ve onun döneminde
tasavvuf, Ankaravî’nin hayatı, tasavvufî kişiliği ve
bu eserdeki tasavvuf anlayışı mevcuttur. Ayrıca eser Latin harflerine
çevrilmiştir.
SUMMARY
İsmâil-i
Ankaravî ve Fütûhât-ı Ayniyye isimli eserini konu edindiğimiz bu çalışmamızda
öncelikle işârî tefsîr hakkında bilgi verdik. Birinci
bölümde önce Ankaravî’ye kadar tasavvuf tarihinin
seyrine göz attık. Sonra
Erhan Yetik’in İsmâil-i Ankaravî Hayatı, Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri isimli
eserinden istifade ederek hayatı, eserlerini
ele aldık. İkinci bölümde Ankaravî’nin bu
eseri yazma sebebi, eserin yazma ve basma nüshaları, eserin kaynaklarını tesbît ettik. Daha sonra Ankaravî’nin
tasavvuf anlayışını inceledik. Bu bölümde öncelikle eserde müellifin takip
ettiği metodu, eserin dil ve üslûbunu örneklerle açıklamaya çalıştık.
Kurulu
bir tarîkatı şeyhlik makâmında devam ettiren Ankaravî’nin
şer’î ilimlere vâkıf, Arapça, Farsça ve Klasik Osmanlıca’ya hâkim olduğu görülmektedir. Şeyhliği, Mesnevî
şârihliği ve yazmış olduğu eserleri özellikle Mevleviyye Tarîkatı içinde Ankaravî’ye
özel bir misyon kazandırmış Hazret-i Şârih ünvânıyla anılır olmuştur.
Eserde
Kur’ân ve sünnet rûhu hâkimdir. Ankaravî,
Hazret-i Peygamber’in “Kur’ân’ı kendi re’yi ile
tefsîr eden Cehennem’de yerini hazırlasın” sözünden hareketle Kur’ân âyetlerini kendi re’yi ile tefsîr etmekten kaçınmış, ulemânın görüşlerini
serdederek eserini oluşturmuştur. Bu yönüyle eser rivâyet
tefsîridir, diyebiliriz. Aynı zamanda Fâtiha Sûresinin âyetlerinin kendi
ifâdesiyle “zahr, batn, had
ve matla‘” manâlarına da işâret ettiği için eser İşârî
tefsîrler arasında zikredilmiştir.
Ankaravî’nin Fütûhat’ta özellikle İbn Arabî, Sadreddîn-i
Konevî, Mevlânâ ve
Fahreddin er-Râzî’den
sıkça iktibaslar yaptığını ve kendisinin de onların fikirleriyle aynı
doğrultuda görüşler beyân ettiğini görmekteyiz.
Fütûhât-ı Ayniyye tefsîr ve tasavvuf sahasında önemli bir
kaynak eserdir. Bununla birlikte eserde konularda yeri geldikçe Fıkıh, Kelâm,
Akâit, Belâgat gibi
ilim dallarıyla ilgili bilgiler yer almaktadır.
Eserde
en çok üzerinde
durulan konular zahir ve batın ilmi, nefis, şükür-hamd,
ibâdet-ubûdiyet ve tevhîddir.
Dervişliğin
hırka giymekten ibâret olmadığı fikrini savunan Ankaravî’ye göre mürid şeriat
yolunu ihmâl etmeden şeyhinin gösterdiği yoldan Hakk’a yol bulmaya
çalışmalıdır. İlim ve irfân sahibi kişiliğiyle Rusûhî Dede hem şeyhlik göreviyle hem de yazmış olduğu
eseleriyle müridlerine sülûk
âdâbını anlatmıştır.
Şeriatsız
tarîkat olmayacağı görüşünde olan Ankaravî, marifete
ulaşmak için gerekli
temel esâsın ibâdet ve ubûdiyet olduğunu belirtmektedir. O’nun
tasavvuf anlayışında amel ve ibâdete dayalı ahyâr tarîkını, gönül saflığına
ermek için mücâhedeyi esas alan ebrâr
tarîkını ve aşk ve muhabbet ehlinin yolu olan şuttâr tarîkını mezcettiğini
görmekteyiz. Ama ne var ki
O şeyh kimliğiyle bu tarîklerin usûllerini rastgele
değil, hastalığa göre ilaç veren tabîb gibi, yer,
zaman ve ihtiyâca binâen kullanmıştır.
Ankaravî’nin yaşadığı dönem Osmanlı’da tekke, medrese,
ordu üçlüsünde çatlamaların ve problemlerin olduğu dönemdir. O bu dönemde
farklı tasavvuf karşıtı gruplarla mücâdele etmiştir.
Buna rağmen Sünnî tasavvuf anlayışından ödün vermemiş ve müritlerini bu
doğrultuda yetiştirmeye devâm etmiştir.
Ankaravî’nin görüşlerinin ve Fütûhât-ı
Ayniyye eserinin tasavvufî yaklaşımlara tekrar
meyillerin başladığı günümüzde insanların yaratıcısını arama ve marifete ulaşma
serüveninde onlara ışık tutmasını ümit ediyoruz.
İçİndekİler
İŞÂRÎ
TEFSÎR VE FÂTİHA TEFSÎRLERİ
1) İŞÂRÎ TEFSÎRİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ
a. ZÂHİR VE BÂTIN İLİM, HAD VE MATLA‘:
b. İŞÂRÎ TEFSÎRİN KUR’ÂN VE
HADİSLERDEN DELİLLERİ:
5. İŞÂRÎ TEFSÎRİN KABÛL
ŞARTLARI:
3. İŞÂRÎ TEFSÎRLER VE ÖRNEKLERİ
II. TASAVVUFÎ FÂTİHA TEFSÎRLERİ
I.
İSMÂİL-İ ANKARAVÎ’NİN HAYATI ve ESERLERİ
3. ANKARAVÎ’NİN YAŞADIĞI DÖNEM
a) Siyasî, Dînî,
Kültürel Hayat
B. ANKARAVÎ’NİN HAYATI VE KİŞİLİĞİ
1) İSMİ, KÜNYESİ, DOĞUM TARİHİ VE DOĞUM YERİ
2) AİLESİ, TAHSİLİ VE
TASAVVUFA İNTİSÂBI
3) GÖZ HASTALIĞINA TUTULMASI
VE KONYA SEYAHATİ
4) GALATA MEVLEVÎHÂNESİN’DE ŞEYHLİĞİ VE
VEFÂTI
III. ANKARAVÎ’NİN TESİRİNDE KALDIĞI ŞAHISLAR
V.
ANKARAVİ VE ESERLERİ HAKKINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR
II. YAZILIŞ
SEBEBİ VE MUHTEVÂSI
IV. ANKARAVÎ’NİN TEFSÎRDE
İZLEDİĞİ METOD
d. KIRÂAT
FARKLILIKLARI VE RESMÜ’L-MUSHAF
V.
FÜTÛHÂT-I AYNİYYE’DE TASAVVUF
VI. FÜTÛHÂT-I AYNİYYE’DE DİLE
GETİRİLEN BAZI TASAVVUF KAVRAMLARININ İNCELENMESİ
VII. ESERİN LATİN HARFLERİNE ÇEVRİLMESİ
FÂTİHA
TEFSÎRİ FÜTÛHÂT-I AYNİYYE
HAZRET-İ
KUR’ÂN’IN FEZÂİLİNİ VE EVSÂF U HASÂİLİNİ BEYÂN EYLER
İSTİÂZE’NİN
MEÂNİ VE HAKÂYIKIN AYÂN EYLER
BESMELE-İ
ŞERÎFE’NİN ESRÂR U HAKĀİKIN VE RUMÛZ U DEKĀİKIN BEYÂN EYLER
(Besmelenin Fazîleti Hakkında Bir
Fasl)
FASL Besmelenin fatiha’dan ve diğer
sürelerden bir ayet olup olmadığı
VASL İsmullâh ism-i
alem midir, ism-i sıfat mıdır?
VASL İsm-i sıfattır diyenlerin
ihtilâfı
VASL “Allah” isminin
ism-i a‘zam olması
VASL Allah isminin
harflerinin sayısıyla ilgili esrâr ve nükteler
RAHMÂN ve RAHÎM İSİMLERİNİN ESRÂR U
HAKĀİKIN BEYÂN EYLER:
VASL Rahmet-i
ilâhiyyenin kısımları
VASL “Râhîm” üzere
“Rahmân”ın takdîm olunmasının sebebi
VASL Kulun Rahman
isminden hazzı ve bu isimler karşısındaki durumu
VASL “Bismillâh”daki
“bâ” harfi
SÛRE-İ
FÂTİHA’NIN FAZÂİLİNİ BEYÂN EYLER
SÛRE
VE ÂYETİN MA‘NÂLARINI VE ESRÂRINI BEYÂN EYLER
FASL Yedi sayısının aded-i kâmil olması durumu
FÂTİHA-İ
ŞERÎFENİN ESÂMÎSİNİ BEYÂN EYLER
FÂTİHA-İ
ŞERÎFE’NİN SEBEB-İ NÜZÛLÜNÜ VE İNZÂL VE TENZÎLİN MA‘NÂLARINI BEYÂN EYLER
( الحمد لله
رب العالمين )
ÂYET-İ KERÎMESİ’NİN TEFSÎR U TAHKÎKIN VE ESRAR U TEDKÎKİN BEYÂN EYLER
FASL “lâm-ı lillâh” daki dört vecih
VASL
“El-hamdülillâh” ın iştikâkı ve
“El-hamdülillâh ” demenin fazileti
FASL “Âlem ” kelimesinin iştikâkı
مالك
يوم الدين [MÂLİK-İ YEVMİ’D-DÎN] ÂYET-İ KERÎMESİNİN ESRÂR
U HAKĀİKINI BEYÂN EYLER
VASL “Melik” ve
“Mâlik” Kıraatı
VASL Meliklik ve
Mâlikliğin Yevm-i Dîne Tahsîsi
FASL “Yevm” ve Yevm’in
“mâlik”e izâfeti
FAS L Kıyametin kâim olması durumu
VASL “İyyâke” lafzı ve tekranın sebebi, ibadet
ve istiânetin bir arada kullanımı
FASL sırât lafzının tekrarı hakkında ulemanın görüşleri
FASL “ellezîne” ism-i mevsûlü ve bununla ilgili işârî yorum
FASL “gazab” ve “gazab-ı ilâhî”
FASL “mağdûbün aleyhim” ve “Dâllîn”
kimlerdir?