 |
Vatikan bir açıklama yaptı,“İslamiyetle dinlerarası diyalog kurulamaz” dedi.
Bologna Başpiskoposu Kardinal Carlo Caffara, Corriere della Sera gazetesinde tam sayfa olarak yayımlanan demecinde, “Bence,
Yahudi olmadan Hıristiyan olunamayacağı gerçeği her geçen gün daha
net biçimde ortaya çıkıyor. Gerçek anlamda dinlerarası diyalog da sadece Yahudilikle mümkün olabilir.
Zira ben bir Hıristiyan olarak manevi anlamda İsrail soyundanım.
Aziz Pavlus da, bizlerin Yahudi olmamakla
birlikte, yine manevi anlamda İbrahim’in oğulları olduğumuzu söylemektedir” değerlendirmesini
yaptı.
Kardinal Caffara’ya teşekkür ederiz! Biz
de bunları Türkiye’deki dinlerarası diyalogçulara
anlatıyor; “Bu bir Tevrat ittifakıdır. Tahrif edilmiş
Tevrat’ta ittifak etmek, Kur’an’ı yok
saymaktır. Bu da insanı dinden çıkarır! Başta Papa olmak üzere Vatikan
kardinallerinin çoğu masondur ve Evangelizme,
dolayısıyla ABD ve İsrail’in tek dünya devleti politikasına hizmet
etmektedir. Sizi içtenlikle uyarıyoruz; Hıristiyanlaşıyorsunuz”
diyor, fakat şartlanmış oldukları için hiçbirini ikna edemiyorduk! |
***
Dinlerarası diyalogçular,
üç semavi dinin temelde bir olduğunu göstermek için “İbrahimi dinler” diyordu!
Öyle ki Harran’da İbrahimi dinlerin okutulacağı
uluslar arası bir üniversite kurma girişimlerinde bile bulundular. Şanlıurfa’yı
mesken tuttular! Bir ara bazı milliyetçileri bile ikna ettiler! Öyle
ki milliyetçilerin çok değer verdiği iki yazar, diyalogçular
için kitaplar bile yazdı!
Biz “İbrahimi dinler” kavramının
Müslümanları dönüştürmek için kullanıldığını söylüyorduk. Çünkü İslamiyetin ana kaynağı Kur’an’da,
Ali İmran suresi 67’nci ayette, Hz. İbrahim için “İbrahim,
ne Yahudi ne de Hıristiyandı; ancak o, lekesiz
bir Müslümandı ve Allah’a ortak koşanlardan da olmamıştır” deniliyordu!
Üstelik, Harvard Üniversitesi, “Küresel
Müzakere Birimi” adı altında bir örgütlenme oluşturarak Harran’dan
El Halil’e (Kudüs’e) kadar 1100 kilometrelik bir “İbrahim
Yolu Yürüyüşü” tasarlamıştı. Halbuki,
Hz. İbrahim’in makamı, Kur’an’da belirtiliyordu:
“Ve o vakit Kâbe’yi insanlar için dönüp varılacak sevap kazanma ve güvenilir
bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından kendinize bir namazgâh
edinin!” (Bakara 125)
“Onda açık alametler ve İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvenlik
içinde olur.”
(Ali İmran 97)
Bu konuyu ciddi bir mesele olarak algılamamızın sebebi, “Minareler süngümüz” sloganıyla
Türkiye’de başbakan olan Tayyip Erdoğan ve
bakanlarının da projeyi desteklemesiydi!
3 Kasım 2006 günü Şanlıurfa’nın El-Ruha Oteli’nde İbrahim Yolu Projesi
ile ilgili basına kapalı uluslararası toplantıya Başbakan Yardımcısı
Abdullatif Şener ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen de katılmıştı. Tüzmen,
projeye destek çerçevesinde bir açıklama da yapmıştı!
Bize göre bu bir kıble değiştirme operasyonuydu!
Bu sebeple, “1.5 milyarlık İslam alemi
için Hz. İbrahim Yolu; Şanlıurfa-Mekke yoludur! Asıl bu yolu açın siz!
Asıl bu yol Şanlıurfa’yı büyütür” diyorduk.
***
Kardinal Caffara ise “Batı toplumunun
değerleri, büyük oranda Hristiyanlıktan neşet
etmiştir. Batının kimliğini savunmakla yükümlüyüz” diyor!
Caffara’nın yolu Caffara’nındır.
Bizi ilgilendirmez!
Fakat Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının İslam adına ortaya çıkıp halka
yalanlar söyleyerek “Biz dinlerarası
diyaloğu savunuyoruz” demesi bizi ilgilendirir!
Çünkü milyonlarca insanı, özellikle pırıl pırıl
üniversiteli gençleri “Tahrif edilmiş Tevrat yolu” na sürüklediler!
Fakat, Caffara acı
gerçeği yüzlerine vurdu:
“-Hıristiyan olmanız için önce Yahudi olmanız gerekiyor! Gerçek anlamda
dinlerarası diyalog, sadece Yahudilikle mümkün olabilir.”
|