Ne demekmiş “İbrahimi dinler” duydunuz mu: “Yahudileşmek!”

 

Arslan BULUT

arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr

Tarih:16.12.2006, Yeniçağ Gazetesi

 

Vatikan bir açıklama yaptı,“İslamiyetle dinlerarası diyalog kurulamaz” dedi.

Bologna Başpiskoposu Kardinal Carlo Caffara, Corriere della Sera gazetesinde tam sayfa olarak yayımlanan demecinde,  “Bence, Yahudi olmadan Hıristiyan olunamayacağı gerçeği her geçen gün daha net biçimde ortaya çıkıyor. Gerçek anlamda dinlerarası diyalog da sadece Yahudilikle mümkün olabilir. Zira ben bir Hıristiyan olarak manevi anlamda İsrail soyundanım. Aziz Pavlus da, bizlerin Yahudi olmamakla birlikte, yine manevi anlamda İbrahim’in oğulları olduğumuzu söylemektedir”  değerlendirmesini yaptı.
Kardinal Caffara’ya teşekkür ederiz! Biz de bunları Türkiye’deki dinlerarası diyalogçulara anlatıyor;  “Bu bir Tevrat ittifakıdır. Tahrif edilmiş Tevrat’ta ittifak etmek, Kur’an’ı yok saymaktır. Bu da insanı dinden çıkarır! Başta Papa olmak üzere Vatikan kardinallerinin çoğu masondur ve Evangelizme, dolayısıyla ABD ve İsrail’in tek dünya devleti politikasına hizmet etmektedir. Sizi içtenlikle uyarıyoruz; Hıristiyanlaşıyorsunuz” diyor, fakat şartlanmış oldukları için hiçbirini ikna edemiyorduk!

 

***
Dinlerarası diyalogçular, üç semavi dinin temelde bir olduğunu göstermek için  “İbrahimi dinler”  diyordu!
Öyle ki Harran’da İbrahimi dinlerin okutulacağı uluslar arası bir üniversite kurma girişimlerinde bile bulundular. Şanlıurfa’yı mesken tuttular! Bir ara bazı milliyetçileri bile ikna ettiler! Öyle ki milliyetçilerin çok değer verdiği iki yazar, diyalogçular için kitaplar bile yazdı!
Biz  “İbrahimi dinler” kavramının Müslümanları dönüştürmek için kullanıldığını söylüyorduk. Çünkü İslamiyetin ana kaynağı Kur’an’da, Ali İmran suresi 67’nci ayette, Hz. İbrahim için  “İbrahim, ne Yahudi ne de Hıristiyandı; ancak o, lekesiz bir Müslümandı ve Allah’a ortak koşanlardan da olmamıştır”  deniliyordu!
Üstelik, Harvard Üniversitesi,  “Küresel Müzakere Birimi”  adı altında bir örgütlenme oluşturarak Harran’dan El Halil’e (Kudüs’e) kadar 1100 kilometrelik bir  “İbrahim Yolu Yürüyüşü”  tasarlamıştı. Halbuki, Hz. İbrahim’in makamı, Kur’an’da belirtiliyordu:
“Ve o vakit Kâbe’yi insanlar için dönüp varılacak sevap kazanma ve güvenilir bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından kendinize bir namazgâh edinin!”  (Bakara 125)
“Onda açık alametler ve İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvenlik içinde olur.”  
(Ali İmran 97)
Bu konuyu ciddi bir mesele olarak algılamamızın sebebi, “Minareler süngümüz”  sloganıyla Türkiye’de başbakan olan Tayyip Erdoğan ve bakanlarının da projeyi desteklemesiydi!
3 Kasım 2006 günü Şanlıurfa’nın El-Ruha Oteli’nde İbrahim Yolu Projesi ile ilgili basına kapalı uluslararası toplantıya Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen de katılmıştı. Tüzmen, projeye destek çerçevesinde bir açıklama da yapmıştı!
Bize göre bu bir kıble değiştirme operasyonuydu!
Bu sebeple,  “1.5 milyarlık İslam alemi için Hz. İbrahim Yolu; Şanlıurfa-Mekke yoludur! Asıl bu yolu açın siz! Asıl bu yol Şanlıurfa’yı büyütür”  diyorduk.

***

Kardinal Caffara ise  “Batı toplumunun değerleri, büyük oranda Hristiyanlıktan neşet etmiştir. Batının kimliğini savunmakla yükümlüyüz”  diyor!
Caffara’nın yolu Caffara’nındır. Bizi ilgilendirmez!
Fakat Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının İslam adına ortaya çıkıp halka yalanlar söyleyerek  “Biz dinlerarası diyaloğu savunuyoruz”  demesi bizi ilgilendirir!
Çünkü milyonlarca insanı, özellikle pırıl pırıl üniversiteli gençleri  “Tahrif edilmiş Tevrat yolu” na sürüklediler!
Fakat, Caffara acı gerçeği yüzlerine vurdu:
“-Hıristiyan olmanız için önce Yahudi olmanız gerekiyor! Gerçek anlamda dinlerarası diyalog, sadece Yahudilikle mümkün olabilir.”