ABBASİ HALİFELERİ İLE BÜYÜK SELÇUKLU SULTANLARI ARASINDAKİ MÜNASEBETLER
ÖZDEMİR Mehmet Nadir, Abbasi Halifeleri ile Büyük Selçuklu Sultanları Arasındaki Münasebetler, 
Yüksek Lisans, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslâm Tarihi Bilim Dalı, 
Danışman: Prof.Dr. Ahmet ÖNKAL, Konya, 1998, 116 sayfa.
ÖZET
Abbasi Devleti ikinci devrinde zayıflamış, toprak kaybetmiş ve hilafet toprakları üzerinde bir çok devletler kurulmuştur. 
Bu devletlerin en büyüğü Büyük Selçuklu Devleti'dir. Abbasi Halifesi Kaim bi-emrillah, Büveyhi Sultanının elinde bir kukla durumuna gelmişti. 
Hiç bir yetkisi yoktu. Doğuda güçlenerek hakim bir güç haline gelen Tuğrul Beyi, Bağdat'a davet etti. 
Bu davet üzerine 447/1055 yılında Bağdat'a giren Sultan Tuğrul, halife tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
Halife ona "Doğunun ve Batının hükümdarı" ünvanını verdi. Tuğrul Bey halifenin siyasi yetkilerini ele geçirdi.
Halife sadece dini bir reis olarak kaldı. Bu durum sonraki Selçuklu Sultanları döneminde de devam etti.
Sultan Melikşah'ın ölümünden sonra kardeşler arasındaki taht mücadelesinden dolayı halifeler Selçuklulara karşı bağımsızlık mücadelesine giriştiler. 
Büyük Selçuklu Devleti, Sultan Sencer döneminde toparlanmaya çalıştıysa da onun ölümünden sonra devlet parçalandı. 
Selçuklular Bağdat'ta Nizamiye Medreseleri adı altında eğitim kurumları meydana getirerek bölgenin kültürel hayatına da katkıda bulundular. 
Ayrıca bu kurumlar Sünnî anlayışı anlatıp, yayma gibi bir görevde üstlenmişti. 
Selçuklu Sultanları halifelerin kızlarıyla evlenerek veya onlara kızlarını vererek akrabalık kurmaya da önem verdiler. 
 
Selçuklular'ın Bağdat'a hakim olmalarından sonra Bağdat'ta ticari ve ekonomik hayat canlanmıştır. 
Bunda Orta Asya ile kervan ticaretinin önemli bir yeri vardı. 
Ancak hemen ifade etmeliyiz ki ekonomik ilişkiler olarak ifade ettiğimiz hususlar bölgenin, özellikle de Bağdat'ın kalkınmasını temin edememiştir.